Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kultur Koleji

40 yaşından önce başlayan ve 3 ayı aşan bel ağrılarına dikkat

🔊 Haberi Sesli Dinle Hazır ▶ Dinle ⏸ Duraklat ⏹
Şehrazat Künefe
Haberi Sesli Dinle Hazır

Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzman Dr. Kutay Can Çamlıca, özellikle 40 yaşından önce başlayan ve 3 aydan uzun süren bel veya sırt ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Çamlıca, bu tür ağrıların ankilozan spondilitin belirtileri arasında yer alabileceğini ifade etti.

Ankilozan spondilitin başta omurga ve omurga ile leğen kemiğinin birleştiği sakroiliak eklemleri etkileyen kronik ve iltihaplı bir romatizma türü olduğunu aktaran Çamlıca, hastalığın genellikle genç erişkinlik döneminde başladığını söyledi.

Çamlıca, “Artrit; eklemlerde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı ve günlük yaşam aktivitelerinde güçlüğe neden olabilen hastalıkları kapsayan genel bir tanımdır. Romatizmal ve kas-iskelet sistemi hastalıkları, dünya genelinde milyonlarca insanın hareketliliğini ve yaşam kalitesini etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Bu hastalıklar arasında yer alan ankilozan spondilit ise; özellikle omurga ve leğen kemiği çevresindeki eklemleri etkileyen, kronik ve iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Genellikle genç yaşlarda başlayan ankilozan spondilit, erken tanı ve uygun şekilde tedavi edilmediğinde omurga hareketlerinde kısıtlılığa ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olabilir. Ankilozan spondilitte erken tanı ve uygun tedavi önemlidir” dedi.

“Belirtiler farklı hastalıklarda da görülebilir”
Ankilozan spondilit açısından değerlendirilmesi gereken belirtilere değinen Çamlıca, “Özellikle 40 yaşından önce başlayan ve 3 aydan uzun süren bel veya sırt ağrıları hastalık açısından değerlendirilmelidir. İstirahatle geçmeyen ve hareket etmekle azalan bel veya sırt ağrısı, 30 dakikadan uzun süren sabah tutukluğu, gece uykudan uyandıran ağrı, kalça veya topuk bölgesinde ağrı ile diğer eklemlerde ağrı ve şişlik ankilozan spondilit açısından değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer almaktadır” ifadelerini kullandı.

Bu belirtilerin farklı hastalıklarda da görülebileceğini belirten Çamlıca, kesin tanının hekim değerlendirmesi sonucunda konulduğunu söyledi. Erken tanı ve uygun tedavinin hastalığın kontrol altına alınması, hareketliliğin korunması ve yaşam kalitesinin desteklenmesi bakımından önem taşıdığını kaydetti.

“Tedavi hekim önerileri doğrultusunda sürdürülmeli”
Düzenli fiziksel aktivite ve uygun egzersizin eklem ve omurga hareketliliğinin korunmasına katkı sağladığını belirten Çamlıca, uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılması ve sağlıklı vücut ağırlığının korunması gerektiğini ifade etti.

Ankilozan spondilit tanısı bulunan kişilerin hekim veya fizyoterapist tarafından önerilen egzersizleri düzenli yapmasının önemine dikkati çeken Çamlıca, gerekli durumlarda fizik tedavi uygulamalarının da tedavi planına uygun şekilde sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Çamlıca, “Ankilozan spondilit tedavisi, kişinin hastalık özelliklerine ve sağlık durumuna göre hekim tarafından planlanmaktadır. Tedavi; ilaçların yanı sıra düzenli egzersiz, fizik tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını içerebilmektedir. Tanı alan bireylerin tedavilerini hekim önerileri doğrultusunda sürdürmeleri, ilaçlarını hekim önerisi olmadan bırakmamaları veya değiştirmemeleri ve düzenli kontrollerini aksatmamaları önem taşımaktadır” dedi.

Uzun süren bel ve sırt ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini yineleyen Çamlıca, özellikle genç yaşta başlayan, istirahatle geçmeyen ve hareketle azalan ağrılarda sağlık kuruluşuna başvurulmasını önerdi. Çamlıca, erken tanı, uygun tedavi ve düzenli hareketin eklem ve omurga sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirtti.