Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kultur Koleji

Coğrafi işaretli Melengüççeği tatlısını ailece yaşatıyorlar

🔊 Haberi Sesli Dinle Hazır ▶ Dinle ⏸ Duraklat ⏹
Şehrazat Künefe
Haberi Sesli Dinle Hazır

Düzce’nin Akçakoca ilçesinde yaşayan iki kız kardeş ve eşleri, Manav Türkleri’nin geçmişten günümüze taşıdığı coğrafi işaretli Melengüççeği tatlısını ve yöresel lezzetleri hazırlayarak geleneksel mutfağı yaşatıyor.

Emeklilik dönemlerini üretim yaparak değerlendiren aile, Melengüççeği tatlısının yanı sıra mancarlı pide, mancarlı gözleme, mancarlı börek ve dartılı gözleme de hazırlıyor. İş bölümüyle çalışan ailede kadınlar mutfakta üretim yaparken erkekler müşterilerle ilgileniyor ve servis hizmetini yürütüyor.

“600 yıllık geçmişi olduğu söyleniyor”

65 yaşındaki 2 çocuk annesi Zuhal Ay, Akçakoca’ya özgü Melengüççeği tatlısının yaklaşık 600 yıllık geçmişe sahip olduğunu söyledi. Tatlının Osmanlı döneminde saraylarda da yapıldığının aktarıldığını belirten Ay, “Melengüççeği tatlısı Akçakoca’nın coğrafi işaret almış bir tatlısıdır. 600 yıllık geçmişi olduğu söyleniyor. Osmanlı döneminde saraylarda yapılıyormuş. O günden bugüne kadar gelmiş. Biz de o tarihi burada yaşatmaya çalışıyoruz” dedi.

Melengüççeği tatlısının hamurunun katmer gibi açıldığını anlatan Ay, kullanılan malzemelerin baklavaya benzediğini ancak tatlıya özgün lezzetini kaymağın kavrulmasıyla elde edilen özel sosun verdiğini ifade etti. Ay, “Malzemeleri ise bildiğimiz baklava malzemelerinden oluşuyor. Yumurta, süt, yoğurt gibi malzemeleri var. İlk başta hamuru katmer gibi açıyoruz. Katmer şeklinde katlanıyor ve içine özel bir sos var. Onu kullanıyoruz. Tatlının özelliği zaten o sostan geliyor. Özel sos ise kaymağın kavrularak yapılışından geliyor. Bir tür yağ elde ediliyor kaymak kavrulunca. O yağı sos olarak kullanıyoruz. Katlayarak kızartıyoruz ve son olarak ballanıp sunuma hazırlıyoruz” diye konuştu.

“Beğenmedim diyeni görmedim”

Tatlıyı damak zevkine göre kaymak ya da dondurmayla servis ettiklerini belirten Ay, müşterilerden olumlu geri dönüş aldıklarını dile getirdi. Ay, “Şu güne kadar tatlıyı beğenmedim diyeni görmedim. Tatlı sevenler için beğenilmeyecek bir yanı yok. Hem kaymaklı hem dondurmalı, damak zevkine göre sunum yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Kız kardeşi ve eşiyle birlikte çalıştıklarını aktaran Ay, yoğunluk sırasında zaman zaman yaşanan telaşın işin bir parçası olduğunu söyledi. Ay, “Burada kız kardeşim ve eşim ile birlikte çalışıyoruz. Bazen telaş, bazen koşturmaca yaşıyoruz. Bazen de bağırış çağırışın içerisinde oluyoruz. Ama sonunda hep tatlıya bağlanarak bu şekilde devam ediyoruz” dedi.

“Emekli olduktan sonraki bu işim daha iyi”

69 yaşındaki 2 çocuk babası Can Ay da emekli olduktan sonra eşi, bacanağı ve baldızıyla birlikte çalışmaya başladığını anlattı. Kadınların yöresel yemekleri hazırladığını, erkeklerin ise müşterilere hizmet verdiğini söyleyen Ay, “Emekliyim, işletmeyi yaptık. Eşim, bacanağım ve baldızımla beraber çalışmaya çalışıyoruz. Eşim ve baldızım yemekleri yapıyor, biz de erkekler olarak gelen misafirlerimize hizmet ediyoruz. İş zamanında onlar da yoruluyor, biz de yoruluyoruz. Hem erkekler hem kadınlar olarak aynı yorgunluk içerisinde oluyoruz” şeklinde konuştu.

Haftada iki gün çalıştıklarını ve bu nedenle işin kendilerini fazla yormadığını belirten Can Ay, “Emekli olduktan sonraki bu işim daha iyi. Bu iş haftada iki gün olduğu için bizi pek yormuyor ve sıkmıyor. Burada bir nevi eğleniyoruz” ifadelerini kullandı.

Eski Akçakoca’nın yöresel ürünlerini hazırlıyorlar

58 yaşındaki 1 çocuk annesi Nurgül Baş ise eski Akçakoca’ya özgü tatları hazırlamaya çalıştıklarını söyledi. Baş, “Eski Akçakoca’ya özgü olan yöresel ürünleri yapmaya çalışıyoruz. Bunun yanında alternatif başka şeylerimiz de var. Bu yöresel çarşımızın mancarlı pidesi var. Mancarlı gözleme, mancarlı böreğimiz var. Coğrafi işaretli Melengüççeği tatlımız var. Dartılı gözlememiz var” ifadelerini kullandı.

Dartının kavrulmuş kaymak olduğunu ifade eden Baş, “Dartı nedir diye soranlar olabiliyor. Dartı kavrulmuş kaymak oluyor. Bir şekilde saf tereyağı gibi düşünülebilir. Melengüççeği tatlısını da ondan yaparız” dedi.

“Bir kere deneyen buraya bilerek geliyor”

Yöresel ürünlere ilginin iyi olduğunu belirten Baş, Melengüççeği tatlısını ilk kez gören bazı müşterilerin başlangıçta ön yargılı davranabildiğini, ancak tattıktan sonra fikirlerinin değiştiğini söyledi. Baş, “Burada insanların ilgisi güzel. Bir kere bunu deneyen buraya bilerek geliyor. Ama bunu bilmeden gelen de önce ön yargı ile yaklaşıyor. Hani hamur kızartması gibi düşünüyorlar. Ama yedikleri zaman farklı bir tat ile karşılaştıklarını görüyorlar. Yedikten sonra tiryakilik ve hayranlık oluyor” şeklinde konuştu.

“Kadınların üretimi ev ekonomisine katkı oluyor”

Yöresel çarşıdaki üretimin kadınların ev ekonomisine katkı sunduğunu dile getiren Baş, çarşıda çok sayıda kadın esnafın bulunduğunu belirtti. Baş, “Biz burada ev ekonomisine de katkı sağlıyoruz. Çarşımızda birçok esnafımız kadındır. Kadınların üretimi olan el emeği malzemeler, el işleri, çantalar vardır. Gözlemeciler ve tatlıcılar var burada. Hepsi ev ekonomisine katkı oluyor” dedi.

Çarşının daha fazla tanıtılması gerektiğini vurgulayan Baş, müşteri sayısındaki artışın esnafa ekonomik destek sağlayacağını ifade etti. Baş, “Ama katkı olması için de müşteri olması gerekiyor. Bunun için de tanıtım gerekiyor. Biraz bunların üzerinde durulması gerekiyor sanırım. Bu çarşı, pandemi araya girmeseydi yeni sayılır. Oluşumu çok eski değil. Yeni yeni eskisi gibi hayata geçirilmeye çalışılıyor. Özellikle bu yıl misafirlerimizde de artış var” ifadelerini kullandı.