Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kultur Koleji

Tanju Özcan’ın yargılandığı davada çarpıcı reklam iddiası: “Ya seve seve vereceksiniz ya da seve seve”

Bolu Belediyesine yönelik “rüşvet ve irtikap” davasında beyanda bulunan BİM
Şehrazat Künefe

Bolu Belediyesine yönelik “rüşvet ve irtikap” davasında beyanda bulunan BİM A.Ş. Mağaza Geliştirme Müdürü Saffet Karadağ, Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan’ın market temsilcileriyle toplantılar yaptığı, reklam sözleşmesi imzalamayan firmalara yoğun zabıta denetimleri uygulanarak baskı kurulduğu iddiasıyla ilgili, “Tanju Özcan, toplantıda herkese karşı, ‘Ya seve seve vereceksiniz ya da seve seve’ şeklinde bir ifade kullandı” diyerek, toplantının sonunda ise talep edilen reklam bedellerinin yazılı olduğu zarfların kendilerine verildiğini öne sürdü.

İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 24 Mayıs 2024 tarihli ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, aralarında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da bulunduğu 19 sanık; “icbar suretiyle irtikap”, “irtikaba teşebbüs”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “5072 Sayılı Vakıf ve Dernekler Kanunu’na muhalefet” suçlarından yargılanıyor. Tanju Özcan hakkında 263 yıla kadar hapis cezası istenen davanın ilk celsesinin üçüncü gününde mağdur ve müştekilerin beyanları alındı.

“Tanju Özcan bize; ‘Size beton santrali kurdurtmam’ dedi”

Bolu’da inşaatı devam eden devlet hastanesinin yapımını üstlenen ve beton santrali kurmak istemesinin ardından belediye ekiplerinin yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten müteahhit mağdur Cenk Erşebetçi, duruşmada beyan verdi. Erşebetçi, Bolu Bel A.Ş. ile uzun süre beton alımı konusunda pazarlık yaptıklarını söyleyerek, “Bizim şirket bünyesinde hazır beton santralimiz olduğu için bu sektöre yabancı değiliz. C30 ve C50 beton sınıflarının maliyetleri açısından pazarlıkları sürdürdük. Bize belediyeden çok afaki bir fiyat geldi. Tanju Özcan’ı arayarak fiyatla ilgili sıkıntı olduğunu söyledim ve kendisiyle görüştük. ’Bu fiyatlarla beton alamayız’ dedik. Tanju Özcan bize, ‘Size beton santrali kurdurtmam’ dedi. İki gün sonra tekrar görüşmemiz oldu. İkinci teklifte de yüksek fiyat verdiler. İşverenimiz, ’Adıyaman’dan santrali sök, getir Bolu’ya kur’ dedi. Santralimizi kurduk. Kaçak su kullandığımızı iddia ederek suyumuz kesildi, şantiyemiz mühürlendi. Mobbing uygulandı. Zabıta ekipleri tarafından nöbet tutuldu, giriş çıkış yaptırılmadı. Valilik, zabıtaların gönderilmesi için polis ekipleri gönderdi. Tutanaklar tutulup cezalar yazılmak istendi. Bu yapılanlar nedeniyle hastane inşaatının tamamlanması aşaması yaklaşık iki ay gecikti. Bolu’da üç hastane tek hastaneye düştü. Biz bunu Bolu halkı için yapıyoruz. Bunlar bizim için üzücü olaylar. Tanju Özcan bize bunu niye yaptı anlamış değiliz. Şikayetçi değilim” diye konuştu.

“EKAP üzerinden açık ihale aldım”

Hakedişin erken ödenebilmesi için 10 milyon liralık reklam anlaşması yapmasının istendiği iddia edilen müşteki Halis Volkan Akıncı da duruşmada beyan verdi. Çevre mühendisi olduğunu ve Türkiye genelinde kamu müteahhitliği yaptığını belirten Akıncı, “Farklı illerde şantiyelerim var. Kamudan sürekli alacağımız olur. Bu nedenle para almak için görüşmeler yaparım. Biz kamudan alacaklı oluruz. Bizim için ne kadar erken ödeme alabilirsek o kadar kardır. Türkiye’nin farklı yerlerinde şantiyelerim bulunuyor. Bolu’da geçen sene EKAP üzerinden açık ihale ile Bolu 100. Yıl Cumhuriyet Parkı ihalesini aldım. Bolu için güzel bir proje ve süreç ilerliyor. Bu konuyla ilgili herhangi bir şikayetim yok” diye konuştu.

“Bağış yaparsan hakedişini erken alırsın denilmedi”

Hakediş konusundaki süreci anlatan Akıncı, “9’uncu ay civarında, Naim Ayhan’ın odasına görüşmek için gittim. Kimse beni çağırmadı. Kendim, ödeme talebim nedeniyle gittim. Görüşme esnasında Ali Sarıyıldız geldi. Üçümüz aynı ortamda bulunduk. Bu sırada BolSev Vakfı’nın yaptığı işlerden bahsedildi. Konuyu Ali Sarıyıldız gündeme getirdi. Kendisini vakıftan sorumlu kişi olarak biliyordum. Ali Sarıyıldız, vakfın yaptığı çalışmalardan bahsetti. Bana, Naim Ayhan ile Ali Sarıyıldız tarafından bağış yapıp yapmayacağım soruldu. Ben de bağış yapmayı kabul ettim. Belediyede bulunduğumuz gün, BolSev bağışı gündeme gelmeden önce hakedişle ilgili herhangi bir görüşme yapılmadı. Bana, ‘Bu bağışı yapmazsan hakedişini geç alırsın’ şeklinde bir ifade kullanılmadı. Aynı şekilde, ‘Bağış yaparsan hakedişini erken alırsın’ da denilmedi” ifadelerini kullandı.

“Kimse bana, ‘BOLSEV’e bağış yaparsan hakedişlerini önce alırsın’ demedi”

Akıncı, toplamda 10 milyon liralık tutarın konuşulduğunu belirterek, “10 milyon lira bağış yapmak benim için çok yüksek bir miktar değildi. Bağış yapmayı kabul ettim. Bunun 2,5 milyon lirasını bağış olarak verdim. Bu 2,5 milyon lirayı hakedişimden mahsup edebiliyordum. 7,5 milyon lirayı ise reklam bedeli olarak verdim. Toplamda konuştuğumuz miktar 10 milyon liraydı. Bağış konusu gündeme geldiğinde, ticari açıdan bunu iyi bir reklam çalışmasıyla değerlendirebilirsem daha fazla kazanç sağlayabileceğimi düşündüm. Bu konuda herhangi bir zorlamaya maruz kalmadım. Kimse bana, ‘Bağış yaparsan hakedişini önce ödeyelim’ şeklinde bir şey söylemedi. Kimse bana, ‘BOLSEV’e bağış yaparsan hakedişlerini önce alırsın’ demedi. Reklamlar, mart-haziran ayları arasında yayınlanmaya başlanacaktı. Ancak bu soruşturma süreçleri başlayınca çok üzerinde durmadım. Yine de 2-3 ay yayınlandığını biliyorum. Fakat kafamdaki reklam tam olarak gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.

“Toplantıda telefonlar içeri alınmadı”

Tanju Özcan’ın makamında market temsilcileriyle toplantılar yaptığı, reklam sözleşmesi imzalamayan firmalara yoğun zabıta denetimleri uygulanarak baskı kurulduğu iddiasına ilişkin olarak BİM A.Ş. Mağaza Geliştirme Müdürü mağdur Saffet Karadağ da beyan verdi. Karadağ, toplantıya davet edilme sürecini anlatarak, “Süleyman Can beni tek başıma görüşmeye davet etti. Görüşmenin sonrasında, Tanju Özcan’ın da benimle reklamla alakalı görüşme yapmak istediği söylendi. Tanju Özcan ve Süleyman Can ile belediye binasındaki toplantı salonunda diğer market yetkilileriyle birlikte toplantı yaptık. Süleyman Can, toplantı öncesinde cep telefonlarımızı bırakmamız gerektiğini söyledi” diye konuştu.

“Ya seve seve vereceksiniz ya da seve seve dedi”

Toplantıda BOLSEV Vakfı ile ilgili sunum yapıldığını belirten Karadağ, “Tanju Özcan, bana reklamla alakalı bir aksiyonlarının olduğunu ve bu konuda yardımcı olmamızı istediğini belirtti. Toplantı, BOLSEV Vakfı ile ilgili sunumla geçti. Bize de destek amacıyla yardım talebinde bulunacaklarını söylediler. Tanju Özcan, toplantıda herkese karşı, ‘Ya seve seve vereceksiniz ya da seve seve’ şeklinde bir ifade kullandı. Ben de bölgesel reklam veremeyeceğimizi ancak konuyu üstlerimle görüşeceğimi söyledim. Para vermeyeceğimizi söyleyince Tanju Özcan, ‘Üstlerinizle görüşün, kararı siz verirsiniz’ dedi” ifadelerini kullandı.

“Fiyat belirleyip zarfla bize ilettiler”

Karadağ, toplantının sonunda kendilerine zarf verildiğini söyleyerek, “Zarfların içerisinde fiyat rakamları yer alıyordu. Şirketimizle görüştük. Şirket de inisiyatifi bize bıraktı. Biz de reklam sözleşmesi imzalamayı kabul ettik. Reklam sözleşmelerinin yüksek olduğunu söyledik. 10 bin TL olması durumunda sözleşme imzalayacağımızı belirttik. Daha sonra sözleşme imzalamayı kabul ettik. Denetimlerde NACE kodu ile ilgili bir sorunumuz vardı. Ancak tüm mağazalarımızda bu eksikliği giderdik. Bunun dışında kayda değer bir eksiklik yoktu. Kimseden şikayetçi değilim” diye konuştu.

“Reklam sözleşmesi imzalandıktan sonra da denetimler devam etti”

Nuhmar ve 1N Market Genel Müdürü Harun mağdur Reşit Kayar da duruşmada beyan verdi. Toplantıya katılmadığını belirten Kayar, “Ben bu toplantıya katılmadım. Reklam sözleşmesini ben imzalamadım. Zaten imza yetkim yok. Patronumuz kendisi imzaladı. Bu süreçte, öncesinde ve sonrasında ara ara denetimler yapıldı. Ancak sıklığında artış oldu mu bilmiyorum. Zabıta tarafından ceza aldığımız konular da oldu. Reklam sözleşmesi şu an devam ediyor. Reklam sözleşmesi imzalandıktan sonra da denetimler devam etti. Kimseden şikayetim yok” diye konuştu.

Beyanların ardından duruşmanın üçüncü gün oturumu tamamlandı. Mahkeme heyeti, duruşmaya yarın sabaha kadar ara verdi.