Ormanya’da yetiştirilen 9 kızıl geyik, Kızıl Geyik Yerleştirme Projesi kapsamında Kuzuyayla’da doğal yaşam alanına salındı. Böylece iki yılda doğayla buluşturulan kızıl geyik sayısı 39’a çıktı. Projeyle yaban hayatının korunması, biyolojik çeşitliliğin artırılması ve doğal dengenin gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yaban hayatını güçlendirmek ve biyolojik çeşitliliği korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi’nin doğal yaşam merkezi Ormanya’da yetiştirilen kızıl geyikler, hazırlıkların tamamlanmasının ardından uygun doğal yaşam alanlarına bırakılıyor. Projenin son aşamasında Kuzuyayla’ya salınan 9 geyikle birlikte 2024-2025 döneminde doğaya bırakılan hayvan sayısı 30’a, toplam sayı ise 39’a ulaştı.
“Kocaeli’yi çocuklarımıza miras bırakmak istiyoruz”
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, kızıl geyiklerin doğaya bırakılmasının ekolojik dengenin korunması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılması açısından önem taşıdığını söyledi. Doğadan kopuşun insanlığı ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını belirten Büyükakın, şöyle konuştu:
“Bütün konsantrasyonumuz, hemşehrilerimizin rahat etmesi ve huzurlu olması. Bir yandan bugün hayatı kolaylaştıracak işler yaparken diğer yandan çocuklarımızın yarın mutlu bir şekilde yaşayacakları Kocaeli’yi onlara miras bırakmayı hedefliyoruz. Bu emaneti çocuklarımıza bırakmak için çalışıyoruz. Yaban hayatını korumak ve sürdürülebilirliğine katkıda bulunmak, insanoğlunun yapabileceği en bilgece davranışlardan biri.”
“İklim değişikliği iklim krizine dönüştü”
Küresel iklim krizinin uzun süredir bilim insanları tarafından gündeme getirildiğini hatırlatan Büyükakın, doğayla kurulan ilişkinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Büyükakın, “1990’ların sonunda ve 2000’lerin başında akademisyenler küresel iklim değişikliğiyle ilgili uyarılar yapmaya başlamıştı. Birleşmiş Milletler de bu uyarıların ciddiye alınması için çeşitli konferanslar düzenledi. Küresel iklim değişikliği olarak ifade edilen mesele, bugün artık iklim krizine dönüştü. İnsanoğlu, doğadaki varoluşunu sürdüremeyeceği şekilde hareket ediyor. Böyle yaşamaya devam edersek nehirdeki son balık tükendiğinde paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacağız” dedi.
“Karbon emisyonlarını düşürmeliyiz”
İklim krizinin etkilerinin yerel ölçekte de görüldüğünü belirten Büyükakın, Kartepe’de metrekareye 150-200 kilogram yağış düştüğünü ve yürütülen çalışmalarla büyük çaplı zararların önüne geçildiğini kaydetti. Su kıtlığı, gıda krizleri ve zorunlu göç risklerine dikkat çeken Büyükakın, küresel ölçekte somut önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
Büyükakın, “İklim krizi bu şekilde devam ederse su kıtlığı ve gıda krizleri yaşanacağı, insanların zorunlu göçe maruz kalacağı yönünde raporlar var. İnsanoğlu böyle devam ederse kendine yaşayacak alan bulamayacak. Geleceğin dünyasına ilişkin projeksiyonlar, tadı değişen meyveleri bile bulamayabileceğimizi gösteriyor. Bu gidişata karşı tedbir almak zorundayız” diye konuştu.
“Tüm çalışmalarımızın merkezinde doğayı korumak var”
Çevre ve altyapı yatırımlarının bütüncül bir anlayışla sürdürüldüğünü belirten Büyükakın, denizlerin ve nehirlerin temizlenmesi ile kanalizasyon yatırımlarının ekolojik dengenin korunmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
“Denizi temizlerken de nehirlere balık bırakırken de altyapı ve kanalizasyon çalışmaları yaparken de aslında bütün bu hikayeyi düşünerek hareket ediyoruz. Meseleye bu açıdan baktığımızda yaptığımız çalışmalar anlam kazanıyor. İnsanoğlu, ekosistemin döngüsünü tam olarak hesap edemiyor. Yaban hayatını korumaya yönelik çalışmalarımızda kızıl geyiklerin de bu ekosistemin önemli bir parçası olduğunu gördük. Onlar, ormanın doğal döngüsüne katkı sağlayacak” ifadelerini kullandı.
“Doğaya zarar vermeden varlığımızı sürdürmeliyiz”
Doğal kaynakların bilinçsiz tüketilmesinin insanlığın geleceğini tehdit ettiğini belirten Büyükakın, üretim ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini dile getirdi. Doğa korumanın yalnızca hayvanları doğal alanlarına bırakmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Büyükakın, “Yaptıklarımız, 39 geyik bırakmaktan ibaret değil. Doğayı tahrip etmeden ihtiyaçlarımızı karşılamak, yok etmeden var etmek gerekiyor. Bir taraftan tarım yapmak için ormanları yok ediyor, diğer taraftan gıda israfıyla kaynaklarımızı tüketiyoruz. Oysa doğal dengeyi korumadan geleceğimizi güvence altına alamayız” dedi.
“Biz geyik muhabbeti yapmıyoruz”
Yerel yönetimlerin çabalarının tek başına yeterli olmayacağını, toplumun tüm kesimlerinin çevrenin korunmasına katkı sunması gerektiğini belirten Büyükakın, çalışmaların günlük tartışmaların ötesinde değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Büyükakın, “Tek başımıza yaptıklarımızla bu iş hallolmaz. Ama biz kızıl geyikleri doğaya salmaya, nehirlere balıkları bırakmaya devam edeceğiz. Birilerinin de bu sürece ayak uydurması gerekiyor. Önce insanları ikna etmemiz, bunun için de düşünce biçimimizi değiştirmemiz lazım. Biz bunları yaparken önümüze engel çıkarılmaması gerekiyor. Biz geyik muhabbeti yapmıyoruz, ülkemizin geleceği için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Geleceğimizi kısır tartışmalara feda etmemeliyiz”
Çevrenin korunması ve kentlerin daha yaşanabilir hale getirilmesi için yürütülen çalışmaların ortak sorumluluk anlayışıyla sahiplenilmesi gerektiğini belirten Büyükakın, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gündemin kısır tartışmalara dahil edilmesiyle topyekün memleketi kaybediyoruz. Bu çalışmaların tüm memleket tarafından sahiplenilmesi için anlatmaya devam edeceğiz. Dünyanın ve ülkemizin uzun vadeli hayrına olacak güzel işlere imza atıyoruz.”
Kartepe’nin doğal güzelliklerine katkı
Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman da Samanlı Dağları’nda kızıl geyiklerin doğaya bırakılmasının bölgeye değer kattığını söyledi. Kocaman, “Samanlı Dağlarımızda o güzel geyiklerimizi doğaya salıyoruz. Birçok program ve turizm faaliyeti gerçekleştiriyoruz ancak bunların içindeki en doğal olanı kızıl geyiklerin salınması. Kartepe’nin güzelliğine ne kadar değer katıyor. Mavinin, gölün ve doğanın güzelliğini, canlı çeşitliliğini koruyarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.
Kuzuyayla’da yaban hayatı ve turizm birlikte gelişiyor
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 1. Bölge Müdürü Fahrettin Ulu, kızıl geyiklerin Samanlı Dağları’na bırakılmasının yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi açısından önemli olduğunu belirtti. Çalışmanın bölgenin turizm potansiyeline de katkı sağlayacağını ifade eden Ulu, “Asıl amacımız, kış turizmi, ekoturizm ve doğa yürüyüşlerinin yapıldığı bu bölgede geyik üretimini desteklemek ve bilimsel veriler ışığında doğayı korumak. Geçen yıl Kuzuyayla’yı 300 bin kişi ziyaret etti. Yapılan yatırımlarla bu sayının 2-3 katına çıkacağını öngörüyoruz” dedi.
Ormanya’dan doğal yaşama uzanan proje
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen proje, bölgedeki kızıl geyik popülasyonunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Ormanya’da yetiştirilip bakımları yapılan geyikler, gerekli hazırlıkların ardından doğal yaşam koşullarına uygun alanlara bırakılıyor. Samanlı Dağları ve Kandıra ormanları başta olmak üzere uygun bölgelerde yürütülen çalışmalarla biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi hedefleniyor.
Ormanya, kızıl geyiklerin bakım ve üreme merkezi
Kızıl geyiklerin bakımının yapıldığı, üreme ve korunma çalışmalarının yürütüldüğü Ormanya’da 2024 yılında 17 geyik yavrusu dünyaya geldi. Kızıl geyik üretiminde yaklaşık yüzde 20 artış sağlanan merkezdeki çalışmalar, türün doğal yaşam alanlarındaki varlığını sürdürmesine katkı sunuyor.
Sağlıklı ve sürdürülebilir popülasyon hedefi
Projede kızıl geyik sayısının artırılmasının yanı sıra genetik çeşitliliğin korunmasına da önem veriliyor. Ormanya’daki sürüler üzerinde yürütülen çalışmalarla baskın erkek bireylerin değiştirilmesi ve yakın akraba çiftleşmesi riskinin azaltılması amaçlanıyor. Bu sayede doğaya bırakılan geyiklerin uzun vadede sağlıklı bir popülasyon oluşturmasına katkı sağlanması hedefleniyor.





