Eğitimci ve yazar Alişan Kapaklıkaya, çocukların şiddet eğilimi geliştirmesinde aile ve okul ortamında gördükleri davranışların belirleyici olabildiğini söyledi. Ebeveynlerin yalnızca nasihat vermekle kalmaması gerektiğini belirten Kapaklıkaya, çocuklara davranışlarıyla örnek olunmasının önemini vurguladı.
Kapaklıkaya, 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen söyleşide okurlarıyla buluştu. Söyleşi öncesinde açıklama yapan Kapaklıkaya; aile içi şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi, çocuk yetiştirme biçimleri ve sosyal medyanın davranışlara yansıması hakkında değerlendirmelerde bulundu.
“Çocukların ruhlarına dikilenler, 8, 10 senede büyüyor”
Çocukların ilerleyen yıllardaki davranışlarının, erken yaşlarda karşılaştıkları tutumlarla şekillendiğini ifade eden Kapaklıkaya, aile içinde ya da okulda şiddet ve sertlikle karşılaşan çocukların ruhunda bu davranışların iz bıraktığını söyledi.
Kapaklıkaya, “Dallarda bugün gördüğümüz meyveler nasıl ki geçmişte dikilen tohumların yeşermiş hali ise, çocukların davranışlarında bugün gördüklerimiz, çocukken onların ruhlarına diktiğimizin yeşermiş halidir. Eğer ailede çocuk, anne babası arasında bir şiddet görüyorsa veya okulda öğretmeninden bir şiddet, bir sertlik görüyorsa, şefkat, merhamet, yumuşaklık görmüyorsa bu çocuğun ruhuna ekilenler onunla beraber büyüyor. Çocukların ruhlarına dikilenler, 8, 10 senede büyüyor. Çocuk 3 yaşındayken annesi bağırdı, kardeşi ezdi, babası baskı yaptı. Çocuk o an bir şey yapmıyor gibi görünebiliyor. Ama çocuk büyüdü mü o şiddet çekirdeği büyüyor. Çocuk 10, 12, 15, 20 yaşına gelince ağzından söz olarak çıkmayan itirazlar elinde çok korkunç silahla çıkıyor, bağırarak çıkıyor, şiddet olarak çıkıyor” dedi.
“Çocuklar konuşulanları değil, gördüklerini modeller”
Çocukların, aile içinde gözlemledikleri davranışları ilerleyen dönemlerde model alabildiğini belirten Kapaklıkaya, şiddeti gören çocukların bu tutumu eşine, arkadaşlarına ya da çevresine yansıtabileceğini dile getirdi.
Kapaklıkaya, “Çocukların geleceğini gördükleri karartır veya mamur eder, geliştirir. Çocukların bebeklikten itibaren kafasında iyi ve kötü diye bir şey yoktur. Çocuklar konuşulanları değil, gördüklerini daha çok modellerler. Eğer o şiddeti ailede modellerse onu ileride eşine uygular, sınıf arkadaşına uygular, arkadaşına uygular, çevresine uygular. O yüzden çocukların geleceğini gördükleri şekillendiriyor” diye konuştu.
“İfade edilmeyen duygular da vücuda gömülür”
Aile içindeki şiddet ve iletişimsizliğin, çocukların duygularını ifade etmesini engelleyebileceğini söyleyen Kapaklıkaya, dile getirilmeyen duyguların zamanla birikerek uygun koşullarda ortaya çıkabileceğini kaydetti.
Kapaklıkaya, “Aile içinde çocuğun gördüğü şiddet ya da iletişimsizlik konuşmamayı getirir. İfade edilmeyen duygular da vücuda gömülür, bir köşelere saklanır ve orada sinsi bir şekilde bekler. Uygun ortam geldiğinde birdenbire yeşerir. Anne babalar da buna çok şaşırırlar. Çocuklar gördüklerini daha çok hayatlarında uygularlar, duyduklarını ve dinlediklerini değil” ifadelerini kullandı.
“Bazı çocukların zekaları gözlerindedir”
Çocuklara sürekli öğüt vermenin tek başına sonuç getirmeyebileceğine dikkati çeken Kapaklıkaya, anne babalar ve öğretmenlerin davranışlarıyla örnek olması gerektiğini söyledi.
Kapaklıkaya, “Biz anne babalar ya da öğretmenler çok nasihat etmeye başladığımızda çocuklar bunu duymuyor. Anne babalar derler ya, ’Konuşuyoruz, bin defa söyledik, 50 defa söyledik ama aklına girmiyor’ Niye? Bazı çocukların zekaları gözlerindedir, kulaklarında değil. Bazen parmak uçlarındadır, ona dokunurlar. Mesela çocuğa bir sarıldığın zaman bütün onun stresi, öfkesi yok olabilir” dedi.
“Aileler halı değiştirerek onu çözemezler”
Sosyal medya içeriklerinin de çocukların davranışlarını etkileyebildiğini belirten Kapaklıkaya, şiddet içeren ve çocuklara olumsuz örnek oluşturabilecek paylaşımların azaltılması gerektiğini söyledi.
Kapaklıkaya, değerlendirmelerini şöyle tamamladı:
“Sosyal medya bir bakıma tavanı delinmiş bir ev gibi. Evin tavanında delik olduğunu düşünün. Tavandan pislik akıyor, çer çöp, yağmur, çamur evin içine doluyor. Aileler halı değiştirerek onu çözemezler. O tepedeki deliği kapatmak lazım. Yani sosyal medyaya şiddet yüklenimini, sıkıntıları, çocuklara olumsuz model olacak şeyleri yüklemeyi biraz orada durdurmak, kesmek lazım diye düşünüyorum.”





