Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kultur Koleji

Ahşaba işlediği Osmanlı ve Selçuklu motifleriyle 50 yıldır kültürel mirası yaşatıyor

🔊 Haberi Sesli Dinle Hazır ▶ Dinle ⏸ Duraklat ⏹
Şehrazat Künefe
Haberi Sesli Dinle Hazır

Sakarya’da çalışmalarını sürdüren Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı Hanifi Bereket, 50 yıldır ahşap oymacılığıyla Osmanlı ve Selçuklu motiflerini geleceğe taşıyor. 63 yaşındaki usta, el emeğiyle hazırladığı eserleri ABD, İngiltere, Türk cumhuriyetleri ve Arap ülkelerine ulaştırırken, son olarak Miami’deki bir yatın iç tasarımında görev aldı.

Ahşabı çizip keserek, oyarak ve parçaları bir araya getirerek eserler ortaya çıkaran Bereket, mesleğine 50 yıl önce İstanbul’un Beyoğlu ilçesine bağlı Dolapdere’de başladı. Daha sonra Adapazarı’na gelen Bereket, geleneksel el sanatlarının yalnızca bir üretim alanı olmadığını, medeniyetlerin kültürel birikiminin gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunduğunu ifade etti.

“Medeniyetlerin bir sonraki tarihe aktarılmasına oymacı aracılık eder”
Ahşap oymacılığının sabır, emek ve ustalık istediğini belirten Bereket, eserlerin çizim, kesim, oyma ve birleştirme aşamalarından geçtiğini anlattı. Bereket, “Mesleğime 50 yıl önce İstanbul Beyoğlu Dolapdere’de başladım, daha sonra Adapazarı’na kadar geldik. Tarihsel gelişimin, sürecin, insanlığın bir sonraki tarihe aktarılmasına, medeniyetlerin bir sonraki tarihe aktarılmasına oymacı aracılık eder” dedi.

Yıllar önce yaptığı koltuğun tamir için yeniden kendisine getirilmesinin mesleki hayatındaki en anlamlı anlardan biri olduğunu söyleyen Bereket, ahşap eşyalarla kullanıcıları arasında uzun yıllar içinde duygusal bağ kurulduğunu dile getirdi.

“Yaptığımız eserler Amerika’ya, İngiltere’ye, Türk cumhuriyetlerine ve Arap ülkelerine gidiyor. En son yaptığım çalışmada da Miami’de bir yatın iç dizaynını yaptım. 40-50 sene önce yaptığım koltuk bugün benim önüme tamir yapılmak üzere gelmiş. Şimdi ben bu koltuğu tamir edeceğim ve getiren adam 50 sene daha bu koltuğu kullanacak. Bundan daha kıymetli bir şey olabilir mi? Veya böyle bir sanayi mamulü olabilir mi? Bir mobilyayı 3 sene, 5 sene kullanıp atmak nereye, bir berjeri 50 sene, 100 sene kullanmak nereye?”

“Eşyalarla aramda bağ oluşuyor”
Daha önce yaptığı kuğu figürlü koltuğu bir gün cilacıda gördüğünü anlatan Bereket, esere duyduğu bağlılığı şu sözlerle aktardı: “İçeri adımımı attım, karşımda yaptığım kuğulu koltuğu gördüm ve sanki bana baktı. Hemen koltuğa yöneldim ve aldım. İki üç ay sahibinin atölyesine vermedim. Daha sonra tabii sahibi istedi, ben de geri götürdüm, verdim. Böyle de eşyalarla aramızda sıcak bir bağ oluşuyor”

“Hiçbir oymacı tarihi eserin onarımında çalışmıyor”
Tarihi eserlerin restorasyonunda, geleneksel el sanatları alanında uzman ustaların görev alması gerektiğini vurgulayan Bereket, “Hiçbir oymacı bir tarihi eserin onarımında çalışmıyor. Özellikle İstanbul’da veya başka yerlerde. Alakasız insanlar işi alıyor ve tarihi eserlerde çalışıyorlar, eserleri de aslına uygun olarak yapmıyorlar, yapamıyorlar” şeklinde konuştu.

Mesleğini oğluna aktarıyor
Ahşap oymacılığının gelecek kuşaklara aktarılması için oğlunu da atölyede yetiştiren Bereket, oğlunun çocukluğundan bu yana tezgah, zımpara ve şerit testere başında mesleği gözlemlediğini belirtti. Oğlunun zaman içinde işin inceliklerini öğrendiğini söyleyen Bereket, “Oğlum atölyede, tezgahta, zımparada ve şeritte büyüdü. Ben oğlumu tarihçi yaptım çünkü dünyada oymacılığın akademik olarak tarihçesi ortaya çıkarılmadı. Oğlum da yavaş yavaş mesleği kavradı, ustalığa doğru gidiyor. Ama nedir? Ben alaylıyım, o mektepli olmuş oluyor” ifadelerini kullandı.