Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kultur Koleji

Yükseköğretimde yeni model: Ders yükü sadeleşiyor, proje ve uygulama öne çıkıyor

🔊 Haberi Sesli Dinle Hazır ▶ Dinle ⏸ Duraklat ⏹
Şehrazat Künefe
Haberi Sesli Dinle Hazır

Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) ders sayılarının azaltılması ve müfredatların sadeleştirilmesi yönündeki çağrısı, üniversitelerde eğitim modeline ilişkin yeni bir dönemi gündeme getirdi. Model kapsamında öğrencilerin teorik derslerin yanı sıra proje, araştırma ve uygulamalı çalışmalara daha fazla zaman ayırması hedefleniyor. Mikro krediler aracılığıyla sertifikalar ve ders dışı kazanımların da akademik sürece dahil edilmesi planlanıyor.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın ders sayılarının azaltılması, müfredatların sadeleştirilmesi, mikro yeterlikler, yapay zeka ve işyerinde eğitim konularındaki açıklamalarının ardından Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinde eğitim programları güncellendi. Üniversitede teorik anlatımın yanı sıra muhakeme, analiz ve problem çözme becerilerini geliştiren uygulamalara ağırlık veriliyor. Yapay zeka destekli ders planları, proje çalışmaları ve mikro kredilerle öğrencilerin akademik ve mesleki yetkinliklerinin artırılması amaçlanıyor.

“Ders planlarımızı yapay zeka destekli güncelledik”

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, yükseköğretimin dünyadaki hızlı değişime uyum sağlaması gerektiğini belirtti.

Öğrencilerin yalnızca bilgi edinmekle kalmayıp derslere daha fazla bireysel çalışmayla hazırlanması, muhakeme yürütmesi ve analiz yapması gerektiğini ifade eden Elmas, haftada 8-9 ders veya toplam eğitim sürecinde 70-80 dersle bu hedeflere ulaşmanın zor olduğunu söyledi.

Elmas, “Değişen dünyaya ayak uyduracak mezunlar yetiştirmek için öğrencilerin yalnızca bilgi edinmekle yetinmeyip dersleri daha fazla kendi kendilerine çalışmaları, muhakeme etmeleri ve analiz yapmaları önem kazanmakta. Dolayısıyla haftada 8-9 dersle veya toplam eğitim sürecinde 70-80 dersle bunların sağlıklı biçimde yapılamayacağını dikkate almak gerekiyor. Bölüme ait temel dersleri koruyup gelişen dünyaya göre anlamını yitiren bazı dersleri azaltmak ve bunların yerine mikro krediler, iş yeri uygulamaları gibi bu açığı kapatacak dersler koymak, şu anda yükseköğretimde gelinen noktadır. Biz tüm eğitim programlarımızı bu sene yapay zekadan da yararlanarak güncelledik. Hem program yeterliklerini hem de ders planlarını hazırlarken yapay zekadan yararlandık ama karar vericiler yine bölüm kurulları ve akademisyenler oldu. Bunun yanında dersleri sürekli güncellemek de gündemimizde önem kazandı” diye konuştu.

“Derslerin en fazla üçte biri teorik anlatımla geçiyor”

Yapay zekanın derslerdeki uygulamalara da dahil edildiğini aktaran Elmas, öğretim üyelerinin bilgi aktarımının ötesine geçerek öğrencilerin muhakeme ve analiz becerilerini geliştirecek etkinliklere yönelmesi gerektiğini söyledi.

Elmas, “Hocalar bilgi aktarmaktan vazgeçmeli ancak öğrencilerin muhakeme ve analiz yeteneklerini geliştirmelerine katkı sağlayacak aktiviteler olmalı. Biz de üniversite olarak tüm ders planlarımızı yapay zeka destekli güncelledik. Derslerimizde en fazla üçte bir, dörtte bir oranında teorik anlatım var. Onun dışındaki vaktin tamamı, yani 70-80 dakikalık veya bir buçuk saatlik bölüm, öğrencilerin yapay zekanın oluşturduğu sorulara cevap verme, muhakeme etme, analiz yapma ve tartışma gibi aktiviteleriyle geçmekte” ifadelerini kullandı.

Sınav yöntemlerinin de bu becerileri ölçebilecek şekilde değiştirilmesi gerektiğini belirten Elmas, yalnızca çoktan seçmeli sınavlara dayalı sistem yerine sözlü sınavlara kadar uzanan yeni bir yol haritası oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Elmas, derslerin sadeleştirilmesi ve her sömestrde ders sayısının ortalama beşe indirilmesinin gerekli olduğunu kaydetti.

“İş dünyası mezunların yetkinliklerini eleştirmeye başladı”

Elmas, öğrencilerin üniversite eğitimi sırasında iş yerlerinde deneyim kazanmasının mezuniyet sonrası uyum açısından önem taşıdığını vurguladı.

Sanayi ve iş dünyasının son 5-6 yılda bazı uygulamalarda üniversitelerin önüne geçtiğini aktaran Elmas, işverenlerin mezunların yetkinliklerini sorgulamaya başladığını belirtti. Elmas, “Üniversite eğitimini eleştirmeye bile başladılar. Bunun giderilmesi için öğrencinin eğitim sırasında bir veya iki dönem boyunca çalışması muhtemel iş yerlerine bizzat giderek oradaki değişimi görmesi ve mezun olduğunda iş dünyasına kolayca adapte olması gerekiyor. Bu da artık günümüzde kaçınılmaz bir şey” dedi.

“Başarılı öğrenciler üniversiteyi 3 yılda bitirebilir”

Ders sayısının azaltılmasının öğrencilerin toplam iş yükünü düşürmeyeceğini belirten Elmas, değişikliğin öğrencilerin sınıf ve sınav dışındaki çalışmalarını artıracağını söyledi.

Elmas, “Ders sayılarının azaltılması aslında aktivitelerin çoğaltılması demek. Biz Avrupa Birliği’nin eğitim standartlarına göre iş yükünü esas alan bir eğitim yapıyoruz. Yani iş yükü aynı kalıyor ama öğrencinin aktiviteleri çoğalıyor. Öğrenci zamanını sınıfta veya sınavlarda geçirmiyor; daha çok proje yaparak, ödev yaparak, etkileşimde bulunarak ve alanındaki konular üzerinde çalışarak geçiriyor. Dolayısıyla burada öğrenci için olumlu bir sonuç olacak ve öğrenci kendini geliştirmeye vakit ayıracak. Başka bir önemli husus da eğitim programlarının sadeleşmesiyle başarılı öğrencilerin üniversiteyi 3 yılda bitirebilecek olmasıdır” diye konuştu.

“Öğrencilerimizi 21. yüzyıla hazırlıyoruz”

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bekir İnce, öğrencilerin günümüz dünyasının gerektirdiği becerilerle donatılması gerektiğini söyledi.

İnce, “Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi olarak bizler öğrencilerimizi yeni yüzyıla, içinde bulunduğumuz 21. yüzyıla hazırlıyoruz. Tabii 21. yüzyıl deyince öğrencilerin bu yüzyılın becerilerini kazanması lazım. Bu becerilerden bahsedecek olursak yapay zeka, günümüzün en önemli olgularından birisi. Biz de sadece öğrencilerimizi değil, öğretim üyelerimizi de yapay zeka ile birlikte yeni yüzyıla hazırlamaya ve onlara beceriler kazandırmaya çalışıyoruz” dedi.

“Daha az ders, daha çok proje”

Ders saatleri ve sayısının azaltılmasıyla öğrencilerin farklı deneyimler edinmesine imkan oluşturmayı amaçladıklarını belirten İnce, üniversitenin uluslararasılaşma çalışmalarına da dikkat çekti.

İnce, “Ama bunu yaparken diğer üniversitelerden ve kurumlardan belki de farklı olarak uluslararasılaşmaya önem verdiğimizi düşünüyorum. Özellikle Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Özbekistan ile yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde hem Doğu’ya hem Batı’ya bakan yüzümüzle öğrencilerimize yeni fırsatlar sunuyoruz. Bu yeni dönemde daha az ders, daha çok proje, daha çok mikro kredi ve kendi kendilerine birtakım deneyimler kazanma fırsatları vererek öğrencilerimizi 21. yüzyıla hazırlamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Yapay zekanın eğitimde bir amaç değil, doğru kullanılması gereken bir araç olduğunu vurgulayan İnce, öğrencilerin yanı sıra öğretim üyelerini de bu dönüşüme hazırlamak için çalıştıklarını ifade etti. İnce, yapay zekanın doğru kullanıldığında toplumun, endüstrinin, sanayinin ve milletin kalkınmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

“İşverenler artık sadece diploma notuna bakmıyor”

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Suna Uysal Yalçın, YÖK tarafından mikro kredilere ilişkin çerçeve, usul ve esasların belirlenmesinin eğitimde yeni bir dönüşüm başlattığını söyledi.

Yalçın, “Öğrenciler, temel derslerinin dışında edindikleri sertifikaları, katıldıkları projeleri ve takım çalışmaları gibi kazanımlarını artık mikro krediler kapsamında saydırabiliyorlar. Bunları hem AKTS olarak değerlendirebiliyor hem de dijital cüzdan ve rozetler şeklinde iş yerlerine gösterebiliyorlar. Artık işverenler sadece diploma notuna değil, aynı zamanda kişinin problem çözme yeteneğine, takım çalışmasına ve katılacağı projelerin yönetimine de ilgi göstermektedir” diye konuştu.

Öğrencilerin bu kazanımlarını transkriptlerine işletebildiğini belirten Yalçın, seçmeli derslerin yüzde 10’una kadar olan bölümünde AKTS değerleri elde edilebildiğini söyledi. Öğrencilerin yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalmaması, eğitim sürecinde farklı etkinlik ve aktivitelerle yaşam boyu öğrenme becerilerini geliştirmesi gerektiğini kaydetti.

Öğrenciler sertifikalarını ders kredisine saydırabiliyor

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Hemşirelik Bölümü 2. sınıf öğrencisi Hafsa Gümüş, derslerin yapay zeka, grup çalışmaları ve soru çözümü gibi yöntemlerle daha aktif biçimde işlendiğini anlattı.

Gümüş, “Biz okulda alışılmışın dışında, daha çok yapay zekadan yardım alarak, sınıfta gruplara ayrılarak, sorular çözerek, hocalarımızla ve sınıftaki arkadaşlarımızla daha aktif bir biçimde ders işliyoruz. Hocalarımız projelere yönlendirme açısından çok yardımcı oluyorlar. TÜBİTAK projesi yapabiliyoruz ve hocalarımız bu konuda yardımlarını hiçbir zaman esirgemiyorlar. Ben daha önce bir proje yazdım. Projem kabul edilmedi ama hocalarım bu süreçte bana çok fazla destek oldular” dedi.

Sertifikaların seçmeli ders kapsamında saydırılabildiğini ifade eden Gümüş, “Sertifikalarımızı saydırarak herhangi bir seçmeli dersimizden muaf olabiliyor, AKTS ve mikro AKTS saydırabiliyoruz. Bu şekilde bizi diğer programlara da yönlendiriyor ve kendi ilgi alanlarımıza yönelmemize yardımcı oluyorlar. Her konuda bize destek çıkıyorlar” diye konuştu.