Sakarya’nın Sapanca ilçesinde Belediye Başkan Yardımcısı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Belediye Meclis Üyesi Şevki Burak Koç, görevlerinden ve partisinden istifa ettiğini açıkladı. Koç, istifa kararının gerekçesini “samimiyetsizlik” ve “güven kaybı” olarak duyurdu.
Sapanca Belediye Başkan Yardımcılığı ve Meclis Üyeliği görevlerini yürüten Şevki Burak Koç, yaptığı yazılı açıklamada, istifa kararının ani bir öfke, siyasi manevra veya pazarlık sonucu alınmadığını; karşılaştığı haksızlıklar, samimiyetsizlikler ve sürdürülemez hale gelen güven kaybının doğal bir sonucu olduğunu belirtti.
“Sürdürülemez hale gelen güven kaybının sonucudur”
İstifa kararının arkasında yatan nedenleri detaylandıran Şevki Burak Koç, “Bugün itibarıyla, uzun yıllardır içinde bulunduğum 3 önemli sorumluluk alanından; Sapanca Belediye Başkan Yardımcılığı görevimden, Sapanca Belediye Meclis Üyeliğimden ve Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılma kararı almış bulunuyorum. Bu karar ani verilmiş bir karar değildir. Bu karar bir öfke anının sonucu değildir. Bu karar bir siyasi manevra değildir. Bu karar bir hesaplaşma ya da bir pazarlık değildir. Bu karar; yaşadığım süreçlerin, gördüğüm tutumların, karşılaştığım samimiyetsizliklerin, uğradığım haksızlıkların, vicdanımda büyüyen rahatsızlığın ve artık sürdürülemez hale gelen güven kaybının doğal sonucudur” dedi.
“Buna göre bedel ödedim”
Koç, açıklamasına şöyle devam etti:
“Ben siyaseti, belediyeciliği ve kamu görevini hiçbir zaman bir makam, bir unvan, bir güç alanı ya da bir kariyer planı olarak görmedim. Benim için bu görevlerin anlamı; millete hizmet etmek, hukuku korumak, doğru olanın yanında durmak, yanlışa ortak olmamak, kamu yararını kişisel hesapların üstünde tutmak ve temiz bir vicdanla görev yapmaktı. Görev yaptığım süre boyunca da buna inandım. Elimden geldiğince buna göre yaşadım. Buna göre mücadele ettim. Buna göre bedel ödedim. Sapanca Belediye Meclis Üyesi ve Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığım süreçte, ilçemizin geleceğini ilgilendiren birçok konuda büyük bir sorumlulukla hareket ettim. Su fabrikalarından alınan harçların başlatılması ve sürdürülebilir hale getirilmesi, su denetim mekanizmasının güçlendirilmesi, Devlet Demiryolları projesinin yeniden değerlendirilmesi, Sapanca’nın en az 100 yıllık planlama perspektifi içinde zor duruma düşmemesi için gerekli müdahalelerin yapılması, teleferik süreci, Ramada Otel süreci, kaçak yapılarla mücadele, hukuka aykırı işlere izin verilmemesi, belediye iç organizasyonunun yeniden kurulması ve birimlerin daha sağlıklı işlemesi için verilen mücadele gibi birçok konuda bütün gücümle çalıştım.”
“Ciddi bir güven kaybı yaşamış bulunmaktayım”
Sapanca Gölü’ne ilişkin teknik veri analizleri gibi ilçenin geleceğini ilgilendiren konularda kamu yararını gözeterek çalıştığını aktaran Koç, “Yalnızca bugünün değil, geleceğin de Sapanca’sına bir kaynak bırakmaya çalıştım. Bu çalışmanın uzun yıllar boyunca Sapanca için başvurulabilecek bir metin ve teknik hafıza olacağına inanıyorum. Ben bunu da ilçemize bırakılmış kalıcı bir hizmet ve vicdani bir miras olarak görüyorum. Görev sürem boyunca vatandaşlarımızın lehine olacak her işin gerçekleşmesi için sonuna kadar mücadele ettim. Buna karşılık, hukuka aykırı, mevzuata uymayan, kamu vicdanını yaralayacak hiçbir işin içinde olmamaya, hiçbir yanlışın parçası haline gelmemeye özel özen gösterdim. Benim için makamın bir anlamı varsa, o da millete rağmen değil, millet için kullanılmasıdır. Ancak gelinen noktada, özellikle yönetim süreçleri içinde yaşadıklarım, karşılaştığım tutumlar ve gördüğüm ilişkiler nedeniyle ciddi bir güven kaybı yaşamış bulunmaktayım. Bu güven kaybının temelinde; samimiyetsizlik, riyakarlık, gerçeğe aykırı tutumlar, iftiralar ve kumpas niteliği taşıdığını düşündüğüm yaklaşımlar yer almaktadır” diye konuştu.
“Bu süreç, bana ve aileme ileride taşınacak kötü bir miras bırakılmak istendiği yönünde derin bir kanaat oluşturmuştur”
Sürecin yalnızca çalışma düzenini değil; vicdani huzurunu, kişisel itibarını, görevine olan inancını ve sorumluluk duygusunu yıprattığını söyleyen Şevki Burak Koç, “Ben bir kamu görevlisi olmanın yanında, aynı zamanda iki evlat sahibi bir baba ve ailesine karşı sorumluluk taşıyan bir insanım. Geride bırakacağım en önemli şeyin temiz bir isim, dik bir duruş ve çocuklarıma bırakacağım onurlu bir miras olduğuna inanıyorum. Ne yazık ki yaşadığım süreç, bana ve aileme ileride taşınacak kötü bir miras bırakılmak istendiği yönünde derin bir kanaat oluşturmuştur. Bu anlayışın devam edeceğini düşünmem de, görevlerimi sürdürmeme engel olan en önemli nedenlerden biri haline gelmiştir. Bu yüzden, Sapanca Belediye Başkan Yardımcılığı görevimi artık vicdani kanaatime, kurumsal güven ilkesine ve kişisel onuruma uygun biçimde sürdürebileceğime inanmıyorum. Aynı şekilde, Sapanca Belediye Meclis Üyeliği görevini de bundan sonraki dönemde layıkıyla, iç huzuruyla ve sağlıklı bir zihinsel iklim içinde yürütebileceğimi düşünmüyorum. Buradaki mesele yalnızca kişiler arası bir anlaşmazlık değildir. Esas mesele; belediyeciliğin, kamu hizmetinin ve temsil sorumluluğunun giderek özünden uzaklaşmasıdır. Zaman içinde kamu kurumlarında, belediyecilik anlayışında ve karar süreçlerinde ciddi bir aşınma yaşandığını; samimiyetin yerini görüntünün, hizmetin yerini hesabın, kamu yararının yerini kişisel pozisyonların, kurumsallığın yerini ise dağınıklığın ve güven kaybının aldığını üzülerek müşahede ettim. Ben belediye meclis üyeliğini hiçbir zaman bir koltuk olarak görmedim. Bu görevin, halk adına doğruyu savunmak ve kamu adına vicdan taşımak anlamına geldiğine inandım. Ancak geldiğim noktada, bu görevi sürdürmenin artık yalnızca şeklen devam etmek olacağı kanaatine ulaştım. Bu nedenle, ne kendime, ne temsil ettiğim vatandaşlara, ne de kamu vicdanına karşı doğru olmayacağını düşündüğüm için belediye meclis üyeliğinden de ayrılıyorum” ifadelerini kullandı.




