Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde tekel bayiinde çıkan ve ortalığın adeta savaş alanına döndüğü olayda öldüresiye darp edilen işletmeci, yaşadığı dehşeti anlattı. Başında 42 dikiş bulunan Sacit Kesel, “Sadece yerde yatıp ölümü bekledim. Yaklaşık 10-15 dakika süren bu süreç bize bir ömür gibi geldi. Gözlerim artık kararmıştı, polis ekipleri geldi ama ilk etapta onlarda müdahaleye yetmedi. Polisin yanında benim kafama en az 10-15 tane daha şişe vuruldu. Artık canımızı veriyoruz diye düşündük” dedi.
Bayramın birinci günü gece saatlerinde Karaağaç Bulvarı üzerinde bulunan bir tekel bayiinde meydana gelen olayda iddiaya göre, bir grup kendi aralarında tartışmaya başladı. Tekel bayide çalışan ve sesleri duyarak dışarıya çıkan emekli polis memuru M.D., tartışmayı ayırmak için uyarıda bulundu. Bu esnada gençler kendi arasında ettiği kavgayı bırakıp tekel bayinin sahibi Sacit Kesel ve çalışanı M.D. ile tartışmaya başladı. Kısa sürede büyüyen olay esnasında ortalık adeta savaş alanına döndü. Öfkeli grup, iki kişiyi dükkanın içinde ve dışında öldüresiye darp etti. Güvenlik kameralarına da yansıyan olayda 19 şüpheli gözaltına alındı, 7’si tutuklandı. Olay esnasında aldığı darbeler neticesinde tekel bayi sahibi Kesel’e 42’ye yakın dikiş atıldı. Kaburgalarında kırık olduğu öğrenilen emekli polis M.D.’nin ise hastanedeki tedavisinin devam ettiği öğrenildi.
“Sadece yerde yatıp ölümü bekledim”
Dükkanının içinde öldüresiye darp edilen büfeci Sacit Kesel, hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi. Evinde tedavisine devam edilen Kesel, yaşadığı dehşeti anlattı. Kesel, “Dükkanın içerisindeyken dışarıdan ses duyduk, arkadaşım dışarıya çıktı ‘ne oluyor gençler, sakin olun’ derken onu ittirmeye başladılar ve ben de çıktım dışarıya beni içeriye soktular. Öncesinde dışarıda ona vurdular, yere düştü. İçeride ellerine ne geçtiyse bize fırlatmaya başladılar. Arkadaşım kanlar içerisinde geldi içeriye, yine saldırmaya devam ettiler. Ellerine aldıkları kolileri, kasaları ve şişeleri kafamıza fırlatmayı sürdürdüler. O esnada arkadaşım doğal olarak müdahale etmeye çalıştı ama durmak bilmiyorlardı. Onlarca kişi dükkanımıza saldırdı. Burada ikimizin yapabileceği hiçbir şey yoktu. Sadece yerde yatıp ölümü bekledim. Yaklaşık 10-15 dakika süren bu süreç bize bir ömür gibi geldi. Gözlerim artık kararmıştı, polis ekipleri geldi ama ilk etapta onlarda müdahaleye yetmedi. Polisin yanında benim kafama en az 10-15 tane daha şişe vuruldu. Artık canımızı veriyoruz diye düşündük” dedi.
“Bu planlanmış bir saldırıdan başka hiçbir şey olamaz”
Saldırının daha önceden planlandığını düşündüğünü belirten Sacit Kesel, “Şu anda yüksek derecede ağrılarım var. Kafamda zımba olmayan hiçbir yer yok, hastaneden söylenilen 42 civarında dikiş olduğu. Olay esnasında dakikalar içerisinde 100’lerce kişiyi toplamak mümkün değil. İlk etapta 8-10 kişi var arkasından ise 100’lerce kişi geliyor bu planlanmış bir saldırıdan başka hiçbir şey olamaz. Öncesinden herhangi bir husumetimiz yok, bizim oradaki ticaretimizden rahatsız olan kişiler var demek. Biz ticaretimizi normal şartlarda, düzenine uygun bir şekilde sürdürüyoruz” diye konuştu.
“Adalet ile devam edeceğiz sürecimize ve kapatmayacağız dükkanımızı”
Dükkanını kapatmayacağını aktaran Kesel, “Arkadaşımın sağlık durumu benimkinden biraz farklı. Kaburgalarında kırık var ve akciğeri sönmüş durumda doğal olarak dışarıdan hava veriliyor kendisine yani hastanedeki süreci devam ediyor. Onun beylik tabancası ile havaya ateş açtığı kameralarda görülüyor, birini öldürmek için ateş açmıyor yani havaya ateş edeyim canımızı kurtaralım açısından ateş ediyor. Onlar bizi direk öldürmek için saldırıyor, 100’lerce şişe bir insanın kafasında kırmak bunu gösteriyor. Adalet ve hukuksal açıdan biz bu işin sonuna kadar devam edeceğiz. Biz ticaret insanıyız, adalet arayacağız. Adalet ile devam edeceğiz sürecimize ve kapatmayacağız dükkanımızı” şeklinde konuştu.
“Kadın işletmeci olarak o gün orada ben de bulunabilirdim”
Adli sürecin takipçisi olacaklarını aktaran Hilal Kesel, “Eşimle birlikte dönüşümlü olarak işletiyoruz dükkanı. Bir dükkana ben geçiyorum diğer dükkana o geçiyor dönüşümlü olarak. Kadın işletmeci olarak o gün orada ben de bulunabilirdim. Hatta bazen oraya çocuklarımla birlikte gidiyorum. Bu olay esnasında ben de orada olabilirdim ve çocuklarım da yanımda olabilirdi. Umarım bizim yaşadığımız tarzda bir olay hiç kimsenin başına gelmez. Biz gerçekten çok ağır bir olay yaşadık. Umarım bizim bu yaşadığımız son olur ve bir daha böyle şeylere cesaret edemezler” ifadelerini kullandı.
“Eşimin oradan sağ çıkabileceğini düşünmedim”
Eşinin yanına giden Kesel, “Ben o akşam diğer işletmedeydim, bayramın birinci günüydü. Eşim aradı, ‘dükkana gelebilir misin, bir saldırıya uğradık’ dedi. Kamera kayıtlarından ben de görebiliyorum dükkanın içini o esnada arabaya nasıl bindim, kamera kayıtlarını izleyerek oraya 3-5 dakika içerisinde nasıl yetiştiğimi bilmiyorum. Ben oraya gittiğimde dükkanın üzerinde 150’e yakın polis, 300’e yakında diğer taraftan insan vardı. Karaağaç Bulvarı’nın ortası tamamen sopalı insanlarla doluydu. Ben bu vahim tabloyu görünce eşimin oradan sağ çıkabileceğini düşünmedim. O esnada beyefendinin birisi de sopayı kaldırıp bana tehdit savuruyordu, ‘buranın savcısı, polisi de biziz sen git eşini hastaneden topla’ diye” dedi.
“Ben oradaki ticaretime devam etmek istiyorum”
Yaşanan olaydan psikolojik olarak etkilendiklerini de ifade eden Hilal Kesel, “Böyle bir manzaraya şahit olup akıl sağlımızı koruyabilmemiz bile çok zor. Eşimin maruz kaldığı fiziki çok ciddi darbesi var ama arka planda bundan sonra ruhsal bir darbesi de var. Bu görüntüleri hafızamızdan nasıl silebileceğimizi süreç gösterecek, içimize tek su serpebilecek şey en ağır cezayı almaları. Adalete inanmak istiyorum; orada beni komşularımın, vatandaşın, devletimin, kolluk kuvvetinin koruyacağına inanmak istiyor ve korkun sinen insanlardan olmak istemiyorum. Bugün beni, yarın bir başkasını sindirirler, bu ülkede gençlerin umudunu yitirmemesi açısından ben oradaki ticaretime devam etmek istiyorum” diye konuştu.