Emekli Vali Yardımcısı Nevzat Sinan, ahşap yakma sanatıyla yaptığı tablolardan elde ettiği gelirle üniversite öğrencilerine burs veriyor.
Afyonkarahisar, Amasya, Denizli, Nevşehir gibi illerde uzun yıllar vali yardımcılığı yapan Nevzat Sinan, 45 yıl çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra 2019 yılında emekli oldu. Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesine yerleşen Sinan, öğrencilik yıllarında okul harçlığını çıkarmak için başladığı ahşap yakma sanatıyla tekrar ilgilenmeye başladı. Evindeki atölyesinde ahşap yakma sanatıyla birbirinden güzel çalışmalar ortaya çıkaran Sinan, yaptığı tablolardan elde ettiği gelirle çok sayıda öğrenciye burs veriyor.
“Fakülte yıllarımda okurken yaptığım resimle haçlığımı çıkarttım”
1973’de üniversite okuduğu yıllarda arkadaşından öğrendiği ahşap yakma sanatıyla bazı iş yerlerine küçük tabelalar yaptığını ve okul harçlığını çıkardığını söyleyen Sinan, “Fakülte yıllarında resim sanatına başladım. Daha doğrusu resim değil de benim bu kullandığım teknikle yazı yazılıyor. Yazı yazarken bir gün bu resim de uygulanabilir mi diye kendi kendime konuşurken o zamanın ünlü sanatçılarından Yılmaz Güney’in bir portresini yaptım. Sonra bu resmi götürdüm, Ankara’da tarihi Anafartalar Çarşısı’nda ciddi bir para ödediler. Ciddi para ödeyince resmin çok kıymetli olduğunu anladım ve ben resimler yapmaya başladım. Aradan uzun zaman geçtikten sonra Kaymakam olunca resim yapmayı bıraktım. Mesleğimle ilgili çalışmalara yöneldim. Artık yavaş yavaş emeklilik günlerimi yaklaşmaya başlarken eşim, ’enin çok güzel bir yeteneğin vardı. İnşallah o yeteneğini kaybetmemişsindir, çok güzel resimler yapıyordun’ dedi. Ondan sonra oturdum, denedim. Makineyi tekrar aldım elime ve resim yapmaya başladım. İlk yaptığım resim, Denizli’nin meşhur horozuydu. Denizli’yi sembol eden bir resim yapmıştım” dedi.
“Türkiye’de 13 tane, yurt dışında da 3 tane resim sergisi açtım”
Görev yaptığı ya da ziyaret ettiği yerlerle ilgili resimler yapmaya başladığını söyleyen Sinan, “Ardından resim yapmayı çoğalttım. Her gün bir başka projeyle çalışmaya başladım ve bu yakma tekniğini geliştirmeye başladım. Bu teknikte gördüğünüz gibi sadece siyah beyaz değil siyahın 7 tonu vardır üzerinde ve o noktaya ben ulaştım. Daha sonra serbest çalışmalara da yöneldim. Türkiye’de 13 tane resim sergisi, yurt dışında da 3 tane resim sergisi açtım. Ukrayna’da, Litvanya’da ve Polonya’da. Bu sergileri açtıktan sonra yazları da ikamet ettiğim Çatalzeytin ilçesinde bana ilham geliyor. Tam ilhamın yeri burası olduğu için bazen oluyor ya şu resmi yapayım diye başlıyorum ve bir süre sonra bitiriyorum” diye konuştu.
“Bazı resimlerin yapımı 2 yıl kadar sürüyor”
Bazı ahşap yakma resimlerinin yapımının 2 yıl sürdüğünü anlatan Sinan, “Bu resimler pirografi denilen ahşap yakma sanatının adıdır. Eski bir ifadeyle de dağlama sanatı da denir. Tahtayı yakarak yapılan bir resim türüdür. Bir resmin yapılışı yaklaşık 4 ay falan alıyor. Resmin büyüklüğüne göre 6 aya hatta 1 seneye de çıkabiliyor. Amasya’da bir Atatürk resmi yapmıştım tam 2 sene çalışmıştım üzerinde. Günde 12 saat çalışamıyorsunuz maalesef. Günde 2 saat 3 saat çalıştıktan sonra tahtadan çıkan ısı ve duman insanın gözünü yakmaya başlıyor. Artık o gün çalışamıyorsunuz. Yaklaşık 4 ayda bu resmi yaptım. Bu resim de eski bir gemideki gemici feneridir. Çok kimse bunu bilir” şeklinde konuştu.
“Resim, Pazar kazanma amacıyla yapılan bir şey değil, bir hayattır”
Resmin insanı dinlendiren bir unsur olduğunu söyleyen Sinan, “Para kazanmanın ötesinde bütün ressamlar hayattan sonuna kadar açlıkla mücadele etmiş. Hepsi öldükten sonra meşhur olmuşlardır. Resmin para kazanmak amacıyla yapılan bir şey değil. O anki senin ruh halini yansıtan ki bazı resimlerim çok koyu çıkar. Bazı resimler biraz puslu çıkar. Çok koyu çıktığı zaman ben çok sinirli olduğum günlerdir. Açık çıktığı zaman daha sakin bir hayatım vardır. O anda yumuşaktır. Ben resme baktığım zaman o gün ne yaşadığımı hatırlarım. Resmin koyuluğundan veyahut da açıklığından. Yani siyahların basışından, beyazların artmasından. Ona göre ben resmin o gün neşeli miydim, keyifli miydim, üzgün müydüm, öfkeli miydim? Ben resimlerimde hatırlarım. Yani resim bir hayattır” ifadelerini kullandı.
“Elde ettiğim gelirleri, çocukların eğitimi için harcıyorum”
Ahşap yakma sanatıyla 12 yıldır uğraştığını belirten Sinan, “Yaptığım resimler piyasada değeri buluyor ve satılıyor. Benim şahsi olarak fazla bir ihtiyacım yok. Ben mülki idare amiri olarak emekli olduğum için devletin bana ödediği para yeterli oluyor. Burada elde ettiğim gelirler, ben daha çok çocukların eğitimi için harcıyorum. Kaymakamlığımda eğitim için verdiğim emekleri, emekli olduktan sonra da bu şekilde değerlendirmeye başladım. Resimlerden elde ettiğim gelirler, çocukların eğitim harcamalarına kullanılıyor, kıyafetlerine harcanıyor, kittikleri okullara harcanıyor. Bu şekilde değerlendirme yapılıyor. Benim şu ana kadar okumuş yüzlerce çocuğum var. Hepsi de meslek sahibi oldular, kimi asker oldu, kimi profesör oldu, kimi doktor oldu. Her meslekten insanlar yetiştirdik. Onlar da başarılı çocuklardı. Dolayısıyla benim emeğimi boşa çıkartmadılar. Resim dediğim gibi bir hayat ki benim hayatım sona erinceye kadar resim yapmaya ve kitap yazmaya devam edeceğim. Dilerim daha çok kitap yazabilirim, daha çok resim yapabilirim. Benden de dolayısıyla bir sürü çocuk da yararlanmış olur. Bu arada kitaplarımın gelirlerinin de bir kısmı yine öğrencilere gidiyor. Dolayısıyla elde ettiğim gelirlerin önemli bir kısmını öğrencilere harcıyorum” dedi.
Görev yaptığı yerlerdeki tarihi ve kültürel alanları ahşap tablolara yansıttığını anlatan Sinan, ahşap yakma tekniğiyle ortaya çıkan eserlerin daha uzun ömürlü olduğuna değinerek, sanatının üç anahtarının sabır, sebat ve emek olduğunu kaydetti.




