Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kultur Koleji

Kalp damar hastalıklarında erken tanı için yılda iki kez kontrol önerisi

🔊 Haberi Sesli Dinle Hazır ▶ Dinle ⏸ Duraklat ⏹
Şehrazat Künefe
Haberi Sesli Dinle Hazır

Kalp ve damar hastalıklarında erken tanı, uygun cerrahi yöntemin belirlenmesi ve ameliyat sonrası rehabilitasyon, hastaların yaşam kalitesi açısından önem taşıyor. Koroner damarlardaki tıkanıklıklarda uygulanacak açık ya da küçük kesiyle yapılan cerrahi yöntemler, hastanın klinik durumuna göre değerlendiriliyor.

Özel Adatıp Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, bypass cerrahisinde kullanılan teknikler, damar seçimleri, iyileşme süreci ve tedavi kararlarında başvurulan uluslararası kılavuzlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Teskin, özellikle hastaların şikayetlerini ertelememesi gerektiğini vurguladı.

“Cerrahi teknikler konusunda tek bir tekniğimiz yok”

Koroner damarlardaki, özellikle de sol ön inen arterdeki (LAD) tıkanıklıklarda farklı cerrahi yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Önder Teskin, ameliyat kararının kalbin kasılma gücü ve damar yapısına göre verildiğini söyledi.

Teskin, “Çalışan kalpte veya kalbi durdurarak yapılan iki teknikten bahsedebiliriz. Genelde çoklu damarda ve ventrikül yani kalbin kasılması iyiyse genellikle kalbi koruyarak, kan koruması altında yapıyoruz. Bunun dışında sayılı damarlarda çalışan kalpte bypass yapabiliyoruz. Bu da hastanın kalbinin kasılmasının gücüne göre karar verdiğimiz bir durum” dedi.

Minimal invaziv cerrahinin halk arasında kapalı ameliyat olarak bilindiğini aktaran Teskin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Minimal İnvaziv, eskiden MIDCAB diye bahsediyorduk. Daha sonradan ismi TCRAT oldu. İsmi çok uzun olduğu için Türkçe’ye tam çevrilmiyor. Halkımız bunu kapalı ameliyatlar olarak nitelendiriyor. Biz buna sadece koroner anjiyodaki damar yapısına göre karar vermiyoruz. Aynı koroner damarları hem açık hem kapalı olarak yapabiliyoruz. Hastanın kapalı olmasına engel olacak faktörleri genellikle kasık ve kol damarlarındaki aşırı kireçlenmeler olarak söyleyebiliriz. Bunun dışında akciğer patolojileri veya bu girişime engel olacak anatomik bozukluklardan bahsedebiliriz. Bunlar dışında açıkta ne yapılıyorsa aynı şekilde kapalıda da bütün damarları revaskülarizasyon edip bypass yapabiliyoruz.”

Küçük kesiyle yapılan ameliyatlarda iyileşme daha hızlı

Açık ameliyatların ardından göğüs kemiğinin çelik tellerle kapatıldığını ve bu nedenle rehabilitasyon sürecinin yaklaşık 90 gün sürdüğünü belirten Teskin, hastaların bu dönemde bazı hareketlere dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.

Teskin, “Açık yapılan hastalarda yaklaşık 90 gün rehabilitasyon süresi var. Çünkü kemikleri çelik tel ile kapatıyoruz. Hasta yavaş yavaş toparlar. Belli şeylere dikkat etmesini istiyoruz; sağa sola dönerken dikkatli olmasını, emniyet kemerinin sakıncalı olabileceğini, erken dönemlerde bisiklet ve benzeri şeyleri kullanmaması gerektiğini söylüyoruz. O 3 aylık süre sonrasında hasta, bisikletine binebilir, yüzmeye gidebilir. Yani insandan hareket olarak ne bekleniyorsa aynı şeyleri ameliyat olan hastalardan da bekleriz” diye konuştu.

Küçük kesi uygulanan hastaların ise daha kısa sürede günlük aktivitelerine dönebildiğini aktaran Teskin, “Ancak küçük kesik ameliyatı olan hastalarda bu saydıklarımı 3 günden sonra görebiliyoruz zaten. 3. günden itibaren kendi banyosunu yapabilir, yürüyüşe çıkabilir, yatakta sağa sola dönebilir. Bu sebepten küçük kesinin rehabilitasyon süreci çok daha kısa sürmekte” ifadelerini kullandı.

Bypass ameliyatlarında üç farklı greft kullanılıyor

Ameliyatlarda kullanılan damarların başında sol meme arterinin geldiğini belirten Prof. Dr. Teskin, kol arteri ve safen venin de en sık tercih edilen greftler arasında bulunduğunu söyledi.

Teskin, “Genelde sol meme arterinde in situ greft dediğimiz yani kendi akımını yukardan alan ve o akımı baypas yapılan damara ileten damar kullanılıyor. En sık kullandığımız damar bu. Altın standart diye düşünebiliriz. Çünkü açıklık oranları çok yüksek. Günümüzde bacaktan alınan çıkartılma yöntemlerinde, en az hasarla, çok dikkat ederek titizlikle de çıkartıldığında bir IMA kadar olmasa da ona yakın bir süre açıklıkları devam edebilmekte. Yani en sık kullanılan 3 greft, meme arteri, kol arteri ve safen ven” dedi.

Küçük kesiyle yapılan TCRAT ameliyatlarında kullanılan ekipmanların da geliştiğini ifade eden Teskin, “Bizim TCRAT dediğimiz küçük kesiğinde ilk kullanılan aletler ile şimdi kullandığımız aletler arasında çok büyük farklar var. Bu ameliyatları çok daha kolay hale getiren ekartörler ve ameliyat malzemeleri hızla değişmekte ve gelişmekte” diye konuştu.

Tedavi kararı kılavuzlar doğrultusunda veriliyor

Stent ya da bypass kararının doktorların kişisel tercihleriyle değil, uluslararası tıbbi kılavuzlar doğrultusunda belirlendiğini kaydeden Teskin, ilgili değerlendirmelerin kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi ekiplerinin görüşleriyle yapıldığını söyledi.

“Bu kılavuzları Kanada’daki doktor da uyguluyor, Fransa’daki doktor da uyguluyor, Türkiye’deki doktor da uyguluyor. Hangi hastaya stent konacağı hangi hastaya baypas kararı alınması gerektiğini kılavuzlar bize söylüyor. Bir hastanede anjiyo olduktan sonra kafamıza göre stent ya da bypass demiyoruz. Tümüyle o kılavuzlar eşliğinde karar veriyoruz, kardiyolog arkadaşlar ile konsey yapıyoruz. Sonrasında karar açıklanıyor” diyen Teskin, tedavi planının bu ortak değerlendirme sonucunda oluşturulduğunu belirtti.

Aile öyküsü bulunanlara düzenli kardiyolojik muayene önerisi

Kalp damar hastalıklarında belirtilerin zaman zaman farklı nedenlere bağlanarak göz ardı edilebildiğini ifade eden Teskin, özellikle aile öyküsü bulunan kişilerin düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini dile getirdi.

Teskin, “Genelde ülkemizde gecikmiş tedaviler başlıyor. İnsanlar şikayetlerini öteleyebiliyor. Yürüme mesafesi kısalıyor ama onu tütüne bağlıyor. Şikayetleri örtbas etme durumuna giriliyor. Eğer ailede daha önceden belirlenen kalp damar tıkanıklığı varsa kesinlikle yılda 2 kere kardiyolojik muayene gerekiyor” ifadelerini kullandı.