Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kultur Koleji

Emekli marangoz, ormandan topladığı dalları dekoratif eserlere dönüştürüyor

🔊 Haberi Sesli Dinle Hazır ▶ Dinle ⏸ Duraklat ⏹
Şehrazat Künefe
Haberi Sesli Dinle Hazır

Kastamonu’nun Abana ilçesinde yaşayan 64 yaşındaki Ahmet Çelik, emekliliğinin ardından çocukluğunda babasından öğrendiği marangozluk mesleğine geri döndü. Çelik, ormanlık alanlardan, dere kenarlarından ve deniz kıyısına sürüklenen ağaçlardan topladığı dallar ile kökleri çeşitli dekorasyon ürünlerine dönüştürüyor.

Çocuk yaşta Halk Eğitimi Merkezi tarafından düzenlenen ahşap el sanatları kursuna katılan ve bir süre babasının yanında marangozluk yapan Çelik, Abana Belediyesi’nde işe başladıktan sonra mesleğine ara verdi. Belediyeden emekli olmasının ardından evinin altında bir atölye kuran Çelik, burada hobi amacıyla çalışmalarına yeniden başladı.

Yaklaşık 5 yıldır kurumuş ağaç dalları ve kökleri işleyen Çelik; baston, abajur, sehpa ve biblonun yanı sıra kurt ve geyik gibi hayvan figürleri de yapıyor. Ürünlerini atölyesinde sergileyen usta, talep eden vatandaşlara satış yapıyor; festivaller ve fuarlarda da eserlerini alıcılarla buluşturuyor.

“Deniz veya ormandan topladığım bir objeyi çeşitli el aletleriyle objeye döndürmeye çalışıyorum”

Çalışmalarında makine yerine el aletleri kullandığını belirten Ahmet Çelik, “13 yaşımda ilçemizde bir kurs açıldı. Bizim de merakımız vardı, bizleri kursa aldılar. 3 tane obje yapınca bir tanesini biz alıyorduk. Kursta eğitim görünce hevesimiz başladı. Deniz kıyısındaki bir ağacı veya ormandaki bir objeyi çeşitli cisimlere döndürmeye çalışıyorum. Bir makine olayı yok. Sadece el takımları, zımpara, el zımparası, el testeresi kullanıyorum. Bu yüzden çalışması uzun sürüyor. Bir de evim atölyemin üstünde, küçük bir yer. Hobi amaçlı yaptığım ürünler çoğalınca da satış amaçlı bir yerlere getirmemiz icap ediyor. Festivallere, fuarlara gidiyorum, oralarda satıyorum” dedi.

Ürünlerine vatandaşların ilgi gösterdiğini söyleyen Çelik, “Abana ilçemiz, Karadeniz’in küçük bir kasabası. Gelen kişilerin maddi açıdan potansiyeli belli. Bizim yaptığımız ürünlerin fiyatları da biraz yüksek geliyor. İsteyene yarı fiyatına da veriyorum. O zaman satış oluyor. Almanya’ya daha dün ürünler gönderdim” diye konuştu.

“14 yaşında parmağımı kaybettim”

Babasından öğrendiği mesleği emekli olduktan sonra sürdürmeye karar verdiğini anlatan Çelik, “Babam rahmetli oldu. Biz de babamızdan marangozluğu öğrendik, bu işlere merak sardık. Emekli olduktan sonra da daha rahat bir şekilde bu mesleği sürdürmeye başladık. 12 yaşımdan beri ben marangozum. Zaman zaman marangozların yanında çıraklık yaptık. Makara fabrikalarımız vardı, onların yanında çalıştık. 14 yaşımda da bir parmağımı marangozhanede çalışırken yitirmiş bulunuyorum. Biz de bu ağacın hatırası çok” şeklinde konuştu.

“Atölyeme gelince huzur buluyorum”

Atölyesinde kendisini huzurlu hissettiğini ifade eden Çelik, “Atölye benim, çünkü yer benim. Bir beklentim yok. Hobi amaçlı yapıyorum. Şu anda para kazanıyoruz ama aynı zamanda atölyede huzur da buluyorum. Huzurluyum yani, çok huzurluyum. Kimse karışmıyor. Başımda bir usta yok. Amir yok. Belediyede vardı. Amirimiz, ustamız vardı. Buradaki her şey benim. Ağaç da benim. Makine de benim. Yaptığım iş benim. Mutluluk duyuyorum” ifadelerini kullandı.

“Biz ağacı tanıyoruz, ağaç da bizi tanıyor”

Çelik, emekliliğinden önce Abana’daki Yeşilyuva Tabiat Parkı’nın 13 yıl işletmeciliğini yaptığını belirterek, “Mesire alanına insanlar ellerindeki ağaçları yakacak olarak getiriyordu, ben ellerinden kapıyordum. Yerine farklı odun veriyordum. Bu şekilde büyük bir çiçeklik yaptık. Biri tam güzel bir ağacı keserlerken yakaladım. Elinden almasaydım odun olacaktı, yanacaktı. Biz ağacı tanıyoruz, ağaç da bizi tanıyor. Biz ağacı tanıyoruz” dedi.