Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kultur Koleji

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nde 2026-2027 akademik yılı başladı

🔊 Haberi Sesli Dinle Hazır ▶ Dinle ⏸ Duraklat ⏹
Şehrazat Künefe
Haberi Sesli Dinle Hazır

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nin 2026-2027 akademik yılı açılış töreni, üniversitenin konferans salonunda düzenlendi. Yapay zekânın eğitim süreçlerine etkisi, dönüşen meslekler, geleceğin gençlerinde bulunması gereken nitelikler ve üniversite eğitiminin işlevi törende ele alındı. Açılış dersini ise Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burak Küntay, “Değişen Dünyada Türkiye” başlığıyla verdi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, üniversitenin tanıtım filminin gösterimiyle sürdü. Törende Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bekir İnce, İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Talip Emiroğlu ile TBMM İdare Amiri ve İstanbul Milletvekili Hasan Turan konuşma yaptı.

“Bilgiyi üretme ve değerlendirme biçimlerimiz değişti”

Rektör Prof. Dr. Bekir İnce, konuşmasında dünyadaki ekonomik yapıların, çalışma biçimlerinin ve mesleklerin hızlı bir dönüşümden geçtiğini söyledi. Jeopolitik belirsizliklerin yeni alanlara ve iş birliklerine yönelmeyi zorunlu kıldığını belirten İnce, yapay zekânın bilgiyle kurulan ilişkiyi değiştirdiğine dikkat çekti.

İnce, “Hepinizin malumu, dünyada büyük bir değişim yaşanıyor. Malum olduğu üzere ekonomik yapının, çalışma şekillerinin, mesleklerin hızla değiştiğini gözlemliyoruz. Aynı zamanda jeopolitik bir belirsizlik var. Sadece Türkiye için geçerli değil, dünya için geçerli. Bu jeopolitik belirsizlikler bizi yeni alanlara ve tabii ki yeni iş birliği arayışlarına itiyor. Müsaade ederseniz Köroğlu’nun iki dizesini burada hatırlatmak isterim: ‘Delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu’ diyor. Yapay zekâya zannederim gönderme yapmış yüzyıllar öncesinden. Yapay zekâyla birlikte artık bizim bilgiyi üretme, bilgiyi yeniden oluşturma, bilgiyi değerlendirme biçimlerimiz değişti. Ancak Köroğlu’nun ikinci dizesine katılamadığımı burada belirtmek isterim. ‘Eğri kılıç kınında paslanmalıdır’ diyor. Bir nevi sanki bana öyle geldi, havlu atmış. Halbuki biz akademik camia olarak, sizler, değerli öğrenciler, değerli hocalarım; bizler tüm bu yeni durumlara adapte olmak, uyum sağlamak zorundayız ve var gücümüzle bunun için çalışıyoruz” dedi.

“Üç saatlik derste bilgi aktarımı 25-30 dakikaya inecek”

İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, üniversitede geliştirilen yapay zekâ destekli eğitim modeli hakkında bilgi verdi. Modelin ders içeriklerinin güncellenmesine, sınıf içindeki bilgi aktarımının kısaltılmasına ve öğrencilerin muhakeme becerilerine daha fazla zaman ayrılmasına imkân sağladığını belirten Elmas, şöyle konuştu:

“Son günlerde artık şu denmeye başladı: Yapay zeka öğrencilerimizin muhakeme yeteneği kazanmasına engel oluyor. O zaman aslında dersler ve öğrenim bugün için şuna döndü; bakın, sürekli bir değişim var. Bu değişimin içinde deniyor ki; ‘Derslerde artık bilgi aktarmak yerine muhakeme yapsın öğrenciler.’ Şimdi bizim geliştirdiğimiz, 1 sene 1,5 senedir geliştirdiğimiz, bahar döneminde uyguladığımız bir modelimiz var: Yapay zeka destekli eğitim modeli. Aslında bu modelimiz tam bunlara hitap eden bir model. Sürekli dersleri güncelleyebiliyoruz bu sistem sayesinde, çok basit. Bu sene güncelledik ders planlarını. Hoca derslerini güncelliyor. Hoca gelmeden önce öğrencilerimize bilgilerini paylaşıp sınıfta çok kısa bir süre ders anlatıyor, bunu kısalttık. Yani 3 saatlik bir derste hoca en fazla 25-30 dakika konu aktaracak, bilgi aktaracak; kalan kısmı bilgisayar, yine yapay zeka destekli olarak muhakemeye ayıracak. Bu en önemli husus ki biz onu sistemimize koymuşuz. En sonunda da bireysel öğrenmeyi dikkate alarak geri bildirim verecek sürekli. Bunlar bizim sistemimizde var.”

“2035 insan modeli uzak bir hayal değil”

Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Talip Emiroğlu, eğitimde hedefin yalnızca teknoloji kullanabilen mezunlar yetiştirmek olmadığını belirterek etik sorumluluk, yurttaşlık bilinci, çevre duyarlılığı ve dürüstlüğün de eğitimin merkezinde bulunması gerektiğini ifade etti.

Emiroğlu, “Etik sorumluluğu ve yurttaşlık bilinci olan gençler. Teknolojiyi çok iyi kullanan ama doğruyla yanlışı ayırt edemeyen bir mezun vermişsek, bizim yaptığımız eğitim amacına ulaşmamıştır. Başkasının hakkına saygı, çevre bilinci ve dürüstlük eğitimin merkezinde olmalı. Yani arkadaşlar; öğrencilerimizi irfan ehli olmaya teşvik etmemiz gerekir. Değerli meslektaşlarım; burada köklü bir paradigma değişikliğine ihtiyacımız var. Eğitim programlarımızı derslerden başlayarak değil, yetiştirmek istediğimiz insanı tarif ederek hazırlamalıyız. 2035’lerdeki Türkiye insanını tarif ederek müfredatımızı buna göre hazırlamalıyız. 2050’deki Türk gençlerini tarif ederek müfredatımızı bugünden oraya evirmeliyiz. Bugün çizmiş olduğum 2035 insan modeli uzak bir hayal ya da kuru bir temenni değildir; bu bir gerçektir. Bu, Türkiye’nin küresel ligde var olma ya da geride kalma sınırıdır. Bakın söylüyorum; biz buralardan gideceğiz, bu gençler gelecek buralara. Bu gençlerin nasıl olması gerektiği, başarabilmeleri için nasıl olması gerektiğinden söz ediyorum” diye konuştu.

Üniversitelerin yalnızca derslik ve laboratuvarlardan oluşan kurumlar olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Emiroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler sadece sınıflarda ders anlatan, laboratuvarlarda deney yapan kurumlar olamayız. Bizler bu yeni insan modelinin fabrikası, bu zihniyet dönüşümünün öncüsü olmak zorundayız. Biz Kocaeli’de; sanayinin ve teknolojinin kalbinde bilimi üretime dönüştürürken çok kültürlü ve evrensel bir vizyon inşa ediyoruz. Üniversitemiz sadece diploma dağıtan değil; gence kendi hayatını yönetmeyi öğreten, yapay zekâyı bir asistan gibi kullanıp kendi muhakemesini koruyan, başarısızlıktan yılmayan dayanıklı karakterler yetiştiren birer gelecek laboratuvarı olmalıdır. Sevgili meslektaşlarım; sonuca geliyorum, toparlıyorum. Müfredatın sınırlarını aşınız. Öğrencilerinize sadece bildiklerinizi aktarmayınız; onlara nasıl düşüneceklerini, nasıl sorgulayacaklarını ve yanlarında biz olmadığımızda nasıl ayakta kalacaklarını gösteriniz. Sizler geleceğin mimarısınız.”

“Meslek sahibi bireyler olarak mezun olacağız”

TBMM İdare Amiri ve İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Türkiye’deki üniversite ve öğrenci sayılarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Eğitimin yalnızca amfilerde, sınıflarda ve sınavlarda gerçekleşmediğini belirten Turan, öğrenme sürecinin ailede başlayıp hayat boyunca devam ettiğini söyledi.

Turan, “Bugün üniversite sayımız ülkemizde 208: 129 devlet üniversitemiz, 75 vakıf üniversitemiz ve 4 vakıf meslek yüksekokulumuzla birlikte 208 üniversitemizde 7,5 milyona yakın öğrencimiz eğitim görmektedir. Eğitimin sadece amfide, sınıflarda ve sınav kâğıtlarında olduğunu zannetmemiz esasında eğitimden tam istifade edemediğimizin göstergesidir. Biraz önce de eğitimle ilgili fikrimi, düşüncemi paylaştım. İnsanın ilk eğitimi esasında ailesinde başlayan, okulda devam eden ve hayatın içerisinde de gelişerek süren bir sürecin parçasıdır. Tabii buradan meslek sahibi bireyler olarak mezun olacağız. Hem mesleğimizi geliştirmemiz hem de ülkeye katkımız ise bu süreci sürekli devam ettirerek sonuçlandırmamızla ilgilidir” dedi.

“Paranın ve fırsatların nerede olduğunu unuttuk”

Açılış dersinde “Değişen Dünyada Türkiye” konusunu işleyen Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burak Küntay, üniversitenin yalnızca meslek edinme amacıyla tercih edilmemesi gerektiğini dile getirdi. Bazı mesleklerde uygulamalı becerilerin ve piyasa ihtiyaçlarının önemine işaret eden Küntay, üniversite tercihlerinde toplumdaki meslek algısının etkili olduğunu ifade etti.

Küntay, “O kadar doktora mezunu veriyoruz, o kadar üniversite mezunu çıkıyor; ne olacak? Ne olacak? Çocuklar, eğer meslek edinmek için üniversitede okuyorsanız yanlış yerdesiniz. Kimse kusura bakmasın, çok net söylüyorum. Çarmıha germeyin sonra beni. Üniversite meslek edinme yeri değildir. Bugün bir inşaat mühendisinden çok ustabaşı daha çok para kazanıyor. Elektrik mühendisinden çok elektrik ustası daha çok para kazanıyor. Mimardan çok sıvacı para kazanıyor. Çünkü bizim nesil o kadar çok havalı, o kadar çok aman aman mesleklere yöneldik ki; hep plazalarda kinoalı somon nasıl yeriz derdinde olduğumuz için. Hep bunun derdinde olduğumuz için, hep buralara yöneldiğimiz için, dizilerdeki plaza hayatları çok cazip geldiği için paranın gerçekten nerede olduğunu, açığın nerede olduğunu, ekmeğin nerede olduğunu unutmaya başladık” diye konuştu.

“Üniversite yalnızca iş bulma amacı taşımaz”

Üniversitenin öğrencilere mesleki bilginin yanı sıra entelektüel birikim, eleştirel düşünme ve dünyayı farklı açıdan değerlendirme becerisi kazandırması gerektiğini belirten Küntay, şu ifadeleri kullandı:

“Çünkü cübbelerle oturmak, herkesin ‘Hocam’ demesi ya da şirketlerde ‘Sayın Müdürüm’ demesi, havalı havalı gezmek. Bak, evi bir boya yaptırıyorsun benim maaşımın 3 katı. Peki, o zaman niye üniversitedeyiz? Niye girdik buralara? Niye okuyoruz? Üniversite bir iş bulma yeri değildir. Üniversite adından, kökeninden de anlayacağınız gibi bir entelektüel seviye katıp her yerde dünyaya bakışınızı değiştireceğiniz bir segment farklılığıdır. Üniversite size mesleği nasıl öğreneceğinizi, hayata nasıl bakacağınızı, ne kadar entelektüelleşeceğinizi, ne kadar vizyonunuz olacağını, ne kadar dünyada global olacağınızı anlatır. Üniversiteyi doğru okuyarak başlayın. Önce üniversiteyi doğru anlayarak başlayın.”

Programın sonunda Prof. Dr. Bekir İnce, Hasan Turan’a; Dr. Talip Emiroğlu ise Prof. Dr. Burak Küntay’a plaket verdi. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.