Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kultur Koleji

Uzmanından çocuklarda kış enfeksiyonlarına karşı ailelere öneriler

🔊 Haberi Sesli Dinle Hazır ▶ Dinle ⏸ Duraklat ⏹
Şehrazat Künefe
Haberi Sesli Dinle Hazır

DÜZCE (İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şükriye Özde, kış aylarında çocuklarda artan solunum yolu enfeksiyonlarına karşı aileleri uyardı. Özde; el hijyeni, kapalı alanların havalandırılması, aşıların zamanında yaptırılması ve hekim önerisi olmadan antibiyotik kullanılmaması gerektiğini belirtti.

Kış döneminde çocuklarda soğuk algınlığı, influenza, RSV enfeksiyonu, bronşiolit, farenjit ve zatürre gibi hastalıkların daha sık görüldüğünü ifade eden Özde, özellikle küçük çocuklarda RSV’nin önemli bir alt solunum yolu enfeksiyonu etkeni olduğunu söyledi.

Okul ve kreşlerde çocukların daha uzun süre kapalı alanlarda ve yakın temas halinde bulunmasının bulaşı kolaylaştırdığını belirten Özde, düşük sıcaklık ve nemin de solunum yollarının doğal savunmasını olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.

“Çocuk üşürse hasta olur” düşüncesi doğru mu?

Toplumda yaygın olan “Çocuk üşürse hasta olur” düşüncesinin tek başına doğru olmadığını belirten Özde, enfeksiyon gelişmesi için virüs ya da bakteri gibi bir mikroorganizmayla temas edilmesi gerektiğini vurguladı. Özde, “Tek başına üşümek enfeksiyon oluşturmaz; enfeksiyon gelişebilmesi için virüs veya bakteri gibi bir mikroorganizmayla karşılaşmak gerekir. Ancak soğuk hava tamamen önemsiz de değildir. Güncel çalışmalar düşük sıcaklık ve nemin bazı solunum yolu virüslerinin yayılımını kolaylaştırabileceğini ve solunum yollarındaki koruyucu mekanizmaları etkileyebileceğini gösteriyor. Yani ‘üşüdüğü için mikrop oluştu’ demek yanlış; ancak kış şartları enfeksiyonların bulaşması için daha uygun bir ortam oluşturabilir.” dedi.

Özde, ev, kreş ve sınıfların düzenli biçimde havalandırılmasının da bulaş riskini azaltabileceğine dikkat çekti. Solunum yolu virüslerinin eller ve yüzeylerin yanı sıra solunum sırasında havaya yayılan parçacıklarla da bulaşabildiğini aktaran Özde, “Çocuk üşümesin” düşüncesiyle pencereleri gün boyunca kapalı tutmanın doğru olmadığını söyledi. Özellikle kalabalık sınıf ve kreşlerde temiz hava sağlanmasının önem taşıdığını belirtti.

Kreş ve okul çağındaki çocuklar için koruyucu önlemler

Doç. Dr. Özde, çocukların enfeksiyonlardan korunması için doğru el yıkama alışkanlığının kazandırılması, öksürme ve hapşırma sırasında ağız ile burnun kapatılması, kişisel eşyaların paylaşılmaması, ortamların havalandırılması ve önerilen aşıların zamanında yaptırılması gerektiğini ifade etti. Ateşi bulunan veya genel durumu okul etkinliklerine katılmaya uygun olmayan çocukların evde dinlenmesinin hem iyileşme hem de diğer çocukların korunması açısından gerekli olduğunu söyledi.

Grip ve soğuk algınlığı nasıl ayırt edilir?

Soğuk algınlığının çoğunlukla yavaş başladığını belirten Özde, bu hastalıkta burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma ve hafif öksürüğün öne çıktığını aktardı. Gribin ise genellikle ani başladığını; ateş, belirgin halsizlik, baş ve kas ağrılarıyla daha ağır seyredebildiğini kaydetti.

Çocuklarda belirtilerin her zaman birbirinden net biçimde ayrılmayabileceğini ifade eden Özde, nefes almada güçlük, göğüste çekilme, morarma, belirgin uykuya eğilim, sıvı alamama veya susuzluk bulguları görüldüğünde gecikmeden hekim değerlendirmesi yapılması gerektiğini söyledi. Özde, özellikle 5 yaş altı ve başta 2 yaş altı çocuklarda gribin daha ağır seyredebildiği uyarısında bulundu.

“Ateşte yalnızca termometredeki değere odaklanılmamalı”

Ateşin yüksekliğinin, özellikle 6 aydan büyük çocuklarda, tek başına hastalığın ciddiyetini göstermediğini belirten Özde, çocuğun genel durumu, solunumu, sıvı alımı ve eşlik eden bulguların daha önemli olduğunu vurguladı. Özde, “Ateş düşürücülerin amacı da termometreyi mutlaka normale getirmek değil, çocuğun rahatsızlığını azaltmaktır.” dedi.

Üç aydan küçük bebeklerde 38 derece ve üzerindeki ateşin hekim değerlendirmesi gerektirdiğini belirten Özde, her yaşta solunum sıkıntısı, bilinç değişikliği, nöbet, basmakla solmayan döküntü, ciddi sıvı kaybı veya genel durumda belirgin bozulma görülmesi halinde acil değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi.

“Öksürüğün süresi ve eşlik eden belirtiler önemli”

Viral solunum yolu enfeksiyonlarının ardından öksürüğün hemen sona ermeyebileceğini belirten Doç. Dr. Şükriye Özde, akut öksürüğün 3-4 haftaya kadar sürebileceğini ifade etti. Özde, çocuk genel olarak iyi, rahat nefes alıyor ve öksürük giderek azalıyorsa bunun tek başına ciddi bir hastalık anlamına gelmeyebileceğini söyledi.

Öksürüğün artması, 3-4 haftadan uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde hekim değerlendirmesi gerektiğini belirten Özde; nefes darlığı, hırıltı, morarma, göğüste çekilme ya da genel durumda bozulma gibi belirtilerin eşlik etmesi durumunda da sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini kaydetti. Özde, özellikle tekrarlayan gece öksürüklerinde astım gibi nedenlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.

“Her ateş ve öksürükte antibiyotik kullanılmamalı”

Çocuklarda kış aylarında görülen solunum yolu enfeksiyonlarının büyük bölümünün viral kaynaklı olduğunu hatırlatan Özde, antibiyotiklerin virüslere karşı etkili olmadığını söyledi. Burun akıntısının sarı veya yeşil olmasının da tek başına antibiyotik başlanmasını gerektirmediğini belirten Özde, gereksiz antibiyotik kullanımının ishal, döküntü ve alerjik reaksiyon gibi yan etkilere yol açabileceğini, ayrıca antibiyotik direncine katkıda bulunabileceğini ifade etti.

Antibiyotik gerektiğinde ilacın hekim önerisiyle, doğru dozda ve uygun sürede kullanılması gerektiğini vurguladı.

“Koruyun, gözlemleyin ve gereksiz ilaç kullanmayın”

Ailelere üç temel öneride bulunan Doç. Dr. Özde, çocukların yaşına uygun aşılarının yaptırılmasını ve özellikle influenza için yıllık aşı önerilerinin dikkate alınmasını istedi. El hijyeninin öğretilmesi ve kapalı alanların düzenli havalandırılması gerektiğini belirten Özde, çocuk hastalandığında yalnızca ateş derecesine değil, genel durumuna, solunumuna ve sıvı alımına bakılmasını önerdi.

Özde, antibiyotiklerin hekim tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerektiğini belirterek, kış enfeksiyonlarının büyük bölümünün viral ve kendini sınırlayan hastalıklar olduğunu söyledi. Çocukları mikroplardan tamamen izole etmek yerine aşı, el hijyeni, temiz hava ve doğru zamanda hekim değerlendirmesiyle enfeksiyonların ağır seyretme ve yayılma riskinin azaltılabileceğini kaydetti.